Harun Yahya - Rss Feed RSS Feed
   1 2 3 4 5 6 7 8 9    
Filmler
İsme Göre Sırala Tarihe Göre Sırala
Toplam 255 Eser

Dünyadan yankılar

 

Bu film Harun Yahya'nın eserlerinin dünya üzerindeki etkisini gözler önüne sermektedir. Harun Yahya, kainattaki yaratılış delillerini gözler önüne serdiği bilimsel kitaplarıyla, İslam ahlakını Kuran ayetleri doğrultusunda anlattığı eserleriyle ve dünya üzerindeki siyasi gelişmelerin ve tarihi olayların perde arkasında kalmış gizli yönlerini ortaya koyduğu siyasi kitaplarıyla, her ülkeden, her dil ve dinden milyonlarca insana hitap etmektedir. Harun Yahya'nın eserlerinin yer aldığı İslami organizasyonların, bilimsel kuruluşların ve çeşitli üniversitelerin internet sayfalarını, dünyanın dört bir yanından gelen okur mektuplarını, Harun Yahya eserlerinin sergilendiği fuarlarda ve konferanslarda oluşan büyük etkinin yankılarını bulabileceğiniz bu filmde, belli sayıda kaynağa yer verilebilmiştir. Gerçekte ise bu etki tahmin edilenin çok daha üstündedir.

 
 
   

Dünya hayatının gerçeği

 

İnsanları dinden uzaklaştıran en önemli nedenlerden biri, dünyayı sonsuz bir yurt sanmalarıdır. Oysa dünya, Allah’ın insanı denemek için, özellikle eksik ve kusurlu yarattığı bir yurttur. Dünyadaki her güzellik, çok geçmeden bozulur ve yok olur. Bu, dünya hayatının hiç değişmeyen gerçeğidir. Dünya Hayatının Gerçeği, Harun Yahya’nın çeşitli dillere çevrilmiş kitaplarından hazırlanmıştır.

 
 
   

Dünyanın aldatıcı süsü ve gerçek yurt ahiret

 

 İnsanın önünde ortalama altmış-yetmiş yıllık kısa bir ömür vardır. Ve bu ömür tıpkı bir kum saatinde olduğu gibi hiç durmadan akar. Ve her insan ahirete doğru sürekli bir geri sayım içinde yaşar. Dünya, Allah'tan korkup sakınanlarla, O'na nankörlük edenleri ayırt etmek için hazırlanmış bir imtihan yeridir. Bu nedenle insanlar, imanlarının ortaya çıkması için türlü şekillerde denenmektedirler. Sonuçta Allah'ı hakkıyla tanıyıp, takdir edebilenler inkarcılardan ayrılacak ve kurtuluşa ereceklerdir. Kuran'da ahiret hayatı "asıl hayat" olarak bildirilmiştir. Bu ifade, dünya hayatında gerçek sanılan her şeyin, sanılandan çok daha farklı olduğunu ortaya koymaktadır. Dünyada insanların bir ömür boyunca peşinden koştukları metalar, elde etmeye çalıştıkları tüm zenginlikler, ahiret ile kıyaslandığında "asıl" değil "sahte" olandır. Her insan, sonunda Allah'a döndürülecek ve ahirette her şeyin aslıyla karşılaşacaktır.

 
 
   

Dünya savaşlarının perde arkası

 

20. yüzyıl, dünya tarihinin en kanlı devri oldu. İnsanlık bu dönemde ilk kez "dünya savaşı" kavramıyla karşılaştı. I. ve II. Dünya savaşları, geride toplam 65 milyon ölü bıraktı. Bunların yaklaşık yarısı, savaşla hiçbir ilgisi olmayan sivil insanlardı. Küçük çocuklar, savunmasız kadınlar ve yaşlılar acımasızca katledildi... Peki dünya nasıl oldu da bu denli büyük bir cinnete sürüklenebildi? İnsanlar nasıl oldu da göz göre göre, hem kendi milletlerini hem de diğerlerini bir kan dökme kuyusuna attılar? Bu vahşetin ardındaki felsefe neydi? Bu film, size bu önemli sorunun cevabını anlatmaktadır.

 
 
   

Dünya tarihine yön veren kutlu insan Hz. Muhammed ( sav)

 

Hz. Muhammed (sav) yalnızca içinde bulunduğu kavme değil tüm insanlığa ve cinlere gönderilmiş üstün bir peygamberdi. Yüce Allah, Kuran-ı Kerim'de onu "alemlere rahmet” olarak gönderdiğini bildirmiştir. Peygamberimiz (sav), Allah’ın kendisine bildirdiği İslam ahlakını hayatının sonuna kadar büyük bir azim ve kararlılıkla, en güzel biçimde yaşamış ve insanlara tebliğ etmiştir. Yalnızca Allah'a güvenip dayanarak sürdürdüğü bu tebliğ, Allah'ın izniyle kısa zamanda çok geniş bir coğrafyaya yayılmıştır. Mübarek Peygamberimiz (sav) 1400 senedir milyonlarca kişinin iman etmesine ve Kuran'da bildirilen  güzel ahlakı öğrenip yaşamasına vesile olmuştur. Günümüzde de Hz. Muhammed (sav)’e vahyedilen  Hak Din'in dünyadaki etkisi çığ gibi büyümekte ve her geçen gün yüzlerce insan akın akın onun gösterdiği doğru yola girmektedir.

 
 
   

Dünya yeni bir Osmanlı'ya muhtaç

 

Bu filmde İslam dünyasının içinde bulunduğu durum ve Türkiye'nin sahip olduğu stratejik miras özetlenmektedir. Bu miras, 21. yüzyılda, Türkiye'yi lider ülkeler sıralamasının en başına yerleştirecek olan son derece köklü ve şanlı bir mirastır. Tarihsel ve günümüzdeki gerçekler, dünyaya nizam verecek yeni bir Osmanlı'nın ortaya çıkışının bir ütopya değil, istenilir ve azmedilirse ulaşılması mümkün bir ülkü olduğunu göstermektedir. Çeşitli zalimlikler uygulayan insanların bulunduğu günümüzde, Osmanlı geleneğinde yer alan barış ve hoşgörü dolu İslam anlayışı da, tüm dünya için şiddetle aranan bir umut ışığı haline gelmiştir. Eğer Türkiye sahip olduğu büyük medeniyet mirasını daha iyi değerlendirir, yüzünü hep ileri dönük tutup, geçmişini her yönüyle sahiplenirse, önünde çok aydınlık bir gelecek bulacaktır.

 
 
   

Ehli kitap 1

 

Sayın Adnan Oktar'ın, röportajlarından Yahudiler, Hıristiyanlar ile Müslümanların ortak inanç esaslarına, ibadetlere, ahlaki değerlere ve ortak düşmanlara sahip oldukları Kuran ayetleri, İncil ve Tevrat açıklamaları ışığında anatımlarını içeren bölümler. Sayın Adnan Oktar, Yahudileri, Hıristiyanlar ile Müslümanları, ortak amaçlar doğrultusunda birleşmeye, ateizme, din düşmanlığına ve sosyal ve ahlaki dejenerasyona karşı birlikte mücadeleye ve el ele vererek güzel ahlakı yeryüzüne yaymaya davet etmektedir.

 
 
   

Ehli kitap 2

 

Sayın Adnan Oktar'ın, röportajlarından Yahudiler, Hıristiyanlar ile Müslümanların ortak inanç esaslarına, ibadetlere, ahlaki değerlere ve ortak düşmanlara sahip oldukları Kuran ayetleri, İncil ve Tevrat açıklamaları ışığında anatımlarını içeren bölümler. Sayın Adnan Oktar, Yahudileri, Hıristiyanlar ile Müslümanları, ortak amaçlar doğrultusunda birleşmeye, ateizme, din düşmanlığına ve sosyal ve ahlaki dejenerasyona karşı birlikte mücadeleye ve el ele vererek güzel ahlakı yeryüzüne yaymaya davet etmektedir.

 
 
   

En büyük nimetlerden biri Allah'a şükretmek

 

İnsan, hayatının her anını Allah'a muhtaç olarak yaşar. Soluduğu havadan yediği yemeğe, elini ayağını kullanabilmesinden konuşabilmesine, barınabilmesinden, gülüp neşelenmesine kadar Allah'ın yarattıklarına ve kendisine bağışladıklarına muhtaçtır. Ancak insanların büyük bir çoğunluğu acizliklerini ve Allah'a muhtaç olduklarını anlamazlar. Onlar her şeyin kendiliğinden geliştiğini veya sahip oldukları şeylere kendi çaba ve çalışmaları sonucunda ulaştıklarını zannederler. Bu, hem büyük bir yanılgı hem de Allah'a karşı büyük bir nankörlüktür. Kendilerine küçücük bir hediye alan bir kişiye bile nasıl teşekkür edeceklerini bilemeyen bu insanlar, Allah'ın hayatları boyunca kendilerine verdiği sayısız nimeti görmezden gelerek yaşarlar. Oysa Allah'ın verdiği nimetler, sayarak bitirilemeyecek kadar çoktur. Bu filmde Allah’ın insanlara verdiği nimetler hatırlatılmak ta ve bu nimetler için ona şükretmenin ne kadar önemli bir ibadet olduğu hatırlatılmaktadır.

 
 
   

Endülüs'ten günümüze İslam’ın Avrupa'da muhteşem yükselişi

 

Ortaçağ'da Avrupa şiddet, barbarlık ve cehalet karanlığı içindeydi. 711 yılında Müslümanların Endülüs’ü fethetmesi ile birlikte Avupa için yepyeni bir dönem başladı. Endülüs 8 yüzyıl boyunca İslam ülkesi olarak kalacak ve Avrupa’ya İslam’ı tanıtacaktı. Ardından dünyanın en büyük imparatorluklarından biri olarak kabul edilen Osmanlılarla birlikte İslam ahlakı ve kültürü kıta üzerinde büyük gelişmeleri de beraberinde getirdi. Endülüs’le Avrupa’ya giren İslamiyet’in bölgedeki etkisi günümüzde de artarak devam etmektedir. Tüm dünyada olduğu gibi Avrupa'da da İslam hızlı bir yükseliş içerisindedir ve bu yükseliş özellikle birkaç yıldır daha çok dikkat çekmektedir. İslamiyet'in büyüme hızı ile çeşitli kurumlar veya araştırmacılar tarafından yapılan çalışmalar gelecekte İslam’ın sadece Avrupa’da değil, dünyada hakim olacağını ortaya koymaktadır. İslam’ın yükselişi dünyanın artık yepyeni bir döneme doğru ilerlediğine işaret etmektedir. Bu yeni dönemde, Allah’ın izni ile, İslamiyet daha da önem kazanacak, Kuran ahlakı insanlar arasında dalga dalga yayılacaktır.

 
 
   

Evrendeki ahenk

 

Yaşadığımız dünyada herşey alıştığımız düzende işler. Suyun akışkanlığı ve yoğunluğu tüm canlıların yararlanabileceği ideal bir orana sahiptir, sinir sistemimiz mühendislerin tasarladığı en iyi iletim ağlarından bile daha iyi çalışır. Elektronların hız ve yüklerinin gerektiği gibi olması evrenin bugünkü düzeninin temel nedenlerindendir. Camlar şeffaftır, yağmur damlaları ise zararsız bir büyüklüktedir. Acaba bir sabah uyandığımızda yukarıda saydıklarımızın tamamen tersi gibi olaylar ile karşılaşsaydık, dünyadaki düzeni yine olağan bulur muyduk? Her yeni günde tüm olaylar, aynı kurallar içinde gerçekleşir. Birçok insanın, alışkanlık nedeniyle normal karşıladığı olaylar, gerçekte evrendeki kusursuz tasarımın örneklerindendir. Evreni Allah yaratmıştır, Allah yaptığı her şeyi kusursuzca yaratan, üstün güç sahibi olandır.

 
 
   

Evrende yolculuk (Çocuk filmi 4)

 

Üzerinde yaşadığımız Dünyamız'ın, bizi ısıtan Güneş'in, geceleri gökyüzünü süsleyen yıldızların ve Ay'ın içinde bulunduğu uçsuz bucaksız boşluğa evren denir. Peki evren ne kadar büyüktür? Bu evren nasıl oluşmuştur? Dünyamız evren içinde ne kadar yer kaplar? Merak ediyorsunuz, değil mi? Öyleyse hemen filmi izlemeye başlayın...

 
 
   

Evrenin yaratılışı (Göklerdeki mucize)

 

Materyalist felsefe, evrenin sonsuzdan beri var olan başıboş bir madde yığını olduğunu iddia eder. Ancak 20. yüzyıl biliminin bulguları bu iddiayı kesin olarak çürütmüştür. Günümüzde bilim göstermektedir ki; evren Büyük Patlama (Big Bang) adı verilen bir patlama ile bir anda yoktan var edilmiştir. Dahası evrenin tüm fiziksel dengeleri, insan yaşamına imkan sağlayacak şekilde tasarlanmıştır. Allah, yıldızların içindeki nükleer reaksiyonlardan karbon atomunun ya da su molekülünün kimyasal özelliklerine kadar her şeyi kusursuz bir uyumla yaratmıştır.

 
 
   

Evrimcilerin sahte delilleri 1

 

Evrim teorisi yaklaşık 150 yıldır, bilimin ilgili her alanında çürütülmesine rağmen, bir takım ideolojik nedenlerden dolayı hala zorla ayakta tutulmaya çalışılmaktadır. Bu çevreler, evrimcilerin dahi literatüden çıkardıkları ve hiçbir geçerliği kalmamış sahte ve düzmece delilleri, bugün dahi bilimsel birer gerçek gibi basın ve yayın organlarında toplumlara empoze etmektedir. Amaç insanları, kendilerini Allah'ın yarattığı gerçeğinden uzaklaştırarak, tesadüf eseri oluşmuş ve maymundan türemiş bireyler oldukları yalanına ikna etmektir. Bu art niyetli çevrelerin oyununa gelmemek için evrim teorisinin içyüzünü ve ne tür sahte deliller üzerine bina edildiğini iyi bilmek gerekir. "Evrimin Sahte Delilleri" serimizin birincisinde, bazı evrimcilerin 100 yılı aşkın bir süredir insanları yanıltmak için ortaya attıkları sahte ve düzmece delillerden, aldatmacalardan bir bölümünü izleyeceksiniz.

 
 
   

Evrimcilerin sahte delilleri 2

 

"Evrim Teorisinin Sahte Delilleri" serimizin birinci filminde evrimcilerin, teorilerini ayakta tutabilme çabasıyla, düzmece olarak ürettikleri sahte delillerin bir bölümünü izlemiştik. Evrim teorisinin gerçek yüzünü gözler önüne seren serimizin bu ikinci bölümünde de bazı evrimcilerin düzenledikleri sahtekarlıkları incelemeye devam edeceğiz: Evrimcilerin, canlılığın yeryüzünde ilk ortaya çıkışına evrimci bir açıklama getirmek için yaptıkları laboratuvar deneylerinin nasıl fiyaskoyla sonuçlandığını... Farklı dönemlerde yaşamış farklı canlı fosillerine ait kemikleri birbirine tutkalla yapıştırarak nasıl sahte fosiller ürettiklerini... Plastik kemiklerden ürettikleri hayali bir fosili 100 yılı aşkın bir süre müzelerde ara geçiş canlısı olarak sergileyerek insanları nasıl aldattıklarını... Sahtekarlığı vahşete dökerek, zavallı Afrikalı bir pigmeyi nasıl yurdundan kaçırıp Amerika'daki hayvanat bahçelerinde kafese kapatarak evrimin sözde canlı bir delili olarak insanlara sergilediklerini...bu filmde ibretle izleyeceksiniz.

 
 
   

Evrimin fosillere yenilgisi

 

Fosiller çok uzun zaman önce yaşamış olan canlıların günümüze ulaşan kalıntıları ya da izleridir. Yeryüzünde binlerce yıllık fosiller olduğu gibi, milyonlarca, hatta yüz milyonlarca yıl önce yaşamış canlılara ait fosiller de vardır. Fosil kayıtlarına baktığımızda, canlıların bugün nasıllarsa yüz milyonlarca yıl önce de aynı olduklarını, yani hiçbir evrim geçirmediklerini görürüz. En eski çağlarda bile canlılar bugünkü benzerleriyle aynı mükemmel ve üstün özelliklere sahip olarak, kompleks yapılarıyla bir anda yeryüzü sahnesinde belirmişlerdir. Bu durum ise şu kesin gerçeği göstermektedir: Canlılar, evrim teorisinin hayali süreçleriyle oluşmamış, Allah onları bir anda yaratmıştır. Bu filmde, milyonlarca yıllık taşlaşmış fosillerden bazılarını yakından tanıyacak ve bu fosillerin, "Biz buradayız, tesadüfen oluşmadık, yaratıldık, yüz milyonlarca yıl önce de aynıydık” dediklerine şahit olacaksınız.

 
 
   

Evrim teorisinin çöküşü

 

Pek çok insan Darwin’in evrim teorisini bilimsel bir gerçek sanır. Oysa teori, günümüz modern bilimi tarafından geçersiz kılınmış bir 19. yüzyıl masalıdır. Teorinin ortaya atılmasından bu yana gelişen biyokimya, mikrobiyoloji, genetik, paleontoloji, anatomi gibi bilim dalları, evrim teorisinin sadece hayal ürünü bir senaryo olduğunu göstermiştir. Bilim, evrim teorisini geçersiz kılarken, öte yandan hayatın gerçek kökenini ortaya çıkarmaktadır: Yaratılış! Tüm canlıları Allah kusursuz bir biçimde yaratmıştır ve canlılar hiçbir evrim geçirmemişlerdir. Bu film; 1) Hayatın Kökeni, 2) Hayali Evrim Mekanizmaları, 3) Fosil Kayıtları olmak üzere üç ana bölümden oluşmaktadır.

 
 
   

Faşizmin kanlı tarihi 1

 

Faşizm, 20. yüzyılda doğmuş ve yayılmış bir ideoloji olarak bilinir. Oysa gerçekte savaşı ve vahşeti yücelten bu ideolojinin kökeni, antik çağlara, Sparta'ya kadar uzanmaktadır. Hızlı yayılışı ise I. Dünya Savaşı'nın hemen ardından oldu, Almanya ve İtalya başta olmak üzere, İspanya ve Japonya gibi ülkelerde faşist yönetimler iktidarı ele geçirdiler. Bu ülkelerin halkları faşizm yüzünden çok büyük acılar çektiler ve korkunç vahşetlere maruz kaldılar. Kavganın, kaba kuvvetin, saldırganlığın, kan dökücülüğün, şiddetin hakim olduğu bu rejimlerde, başta bulunan faşist diktatör ve yönetici kadrolar, kurdukları milis birlikler ve gizli polis örgütleri ile toplum üzerinde terör estirdiler. Üstelik faşist ideolojiyi, eğitimden kültüre, dini kurumlardan sanata, devlet yapısından askeri sisteme, polis teşkilatlarından insanların özel yaşamına dek hemen her alana zorla empoze ettiler. Faşizmin neden olduğu II. Dünya Savaşı ise, insanlık tarihinin en büyük felaketlerinden biri oldu ve ardında 55 milyon ölü bıraktı. Bu filmde, faşizmin bilinen öyküsünün yanısıra, yeterince vurgulanmayan iki önemli yönünü izleyeceksiniz. Bunlardan ilki, faşist ideolojinin kökeninin eski putperest kültürlere dayanmasıdır. Faşizmin bir diğer önemli yönü ise, 19. yüzyıldan bu yana dünya üzerindeki çeşitli çatışmacı ideolojilerin dayanak noktasını oluşturan Darwin'in evrim teorisiyle olan bağıdır.

 
 
   

Faşizmin kanlı tarihi 2

 

Faşizm insanlığa büyük felaketler getirmiş bir ideolojidir. Milyonlarca insanın ırkları nedeniyle öldürülmesine, işkenceye uğratılmasına ve II. Dünya Savaşı gibi bir trajedinin yaşanmasına sebep olmuştur. Ortaya çıktığı her yerde bir "korku toplumu" meydana getirerek tüm insani değerleri yok etmeye girişmiştir. Günümüzde özellikle Latin Amerika ve Afrika ülkelerinde yaygın bir rejim olarak, Batı dünyasında ise giderek güçlenen ırkçı eğilimlerle ve neo-Naziler gibi örgütlerle karşımıza çıkmaktadır. Öte yandan faşist kültür pek çok ülkede sokaklara yayılmakta, şiddetten ve kan dökmekten hoşlanan barbar kitleler meydana getirmektedir. Bu nedenle, tüm dünya çapında "faşizme karşı fikri bir mücadele" gerekmektedir. Faşizmin ortadan kaldırılması için asıl olarak putperestlik, Darwinist "çatışma" kavramı ve Darwinist ırkçılık gibi hurafelerin fikri anlamda yok edilmesi zorunludur. Bunun için ise, insanlara sevgi, şefkat, merhamet, tevazu, hoşgörü, adalet gibi temel ahlaki kavramların öğretilmesi ve aşılanması gereklidir. Bu kavramların kaynağı ise Kuran'dır. Faşizm insanlara karşı savaşı, şiddeti, kan dökmeyi, ırkçılığı telkin ederken, Allah'ın bizler için belirlediği Kuran ahlakı, barış ve huzur dolu bir dünyanın temellerini tesis etmektedir.

 
 
   

Fransa'da Darwinist panik

 

Sayın Adnan Oktar’ın 7 ciltten oluşan “Yaratılış Atlası” isimli dev eseri, Fransa’da büyük etki meydana getirdi. Birbirinden kaliteli fotoğraflar içeren bu dev eser, görünümündeki ihtişam ve etkileyiciliğin yanında, Allah’ın üstün yaratışının delillerini sunan ve evrim teorisinin geçersizliğini anlatan bilimsel içeriğiyle de dikkat çekiyor. Yaratılış Atlası, Fransa’nın, Darwin’in teorisine körü körüne sahip çıkan bir kesiminde, kendi ifadeleri ile "ideolojik bir deprem" etkisi meydana getirdi. Fransa’nın en büyük gazete ve dergileri “Yaratılış Atlası”na dehşet dolu ifadelerle yer verdiler. Le Figaro, L’Express, Le Monde ve La Croix gibi Fransa’nın önde gelen yayınlarında konu “deprem”, “hücum”, “bomba etkisi” gibi dehşet ve panik ifade eden başlıklarla yer aldı. Tüm bu gelişmeler kitabın Fransa’da meydana getirdiği etkiyi ortaya koymaktadır. Çünkü bu kitabın özelliği, Darwinizm’i “hiçbir açık bırakmayacak şekilde” yok etmesi ve cevap verilemez nitelikte olmasıdır. Yaratılış Atlası’nın ardında Fransa’da oluşan paniğin anlatıldığı bu belgeseli büyük bir ilgi ile izleyeceksiniz.  

 
 
   

Gelin birlik olalım

 

Dinler arasında oluşturulacak olan fikir alışverişi ve hatta işbirliği Hristiyanların, Müslümanların ve Yahudilerin adalet ve barış arayışlarının, insanlığa faydalı olma isteklerinin doğal bir sonucudur. Üç dinin mensuplarının arasındaki ilişki, sadece toplantılarla ve konferanslarla sınırlı kalmamalı, ortak değerleri savunan, aynı amaç için mücadele eden, ortak sorunlara köklü çözümler getirmeyi hedefleyen inançlı insanların birlikteliğine dönüşmelidir. Bu belgeselde aciliyeti vurgulanan bu birliktelik, Hz. İsa'nın yeryüzüne ikinci kez gelişini beklediğimiz bu dönemde dünyayı aydınlığa ve huzura kavuşturacak en önemli vesilelerden biri olacaktır.

 
 
   

Gelin birlik olalım 2

 

20. yy … Huzurdan uzak … Çatışmalarla … Savaşlarla geçmiş olan 100 sene … Geride bırakılan yüz milyonlarca evsiz, sakat ve ölü kimse… İçinde yaşadığımız yeni yüzyılda da dünya genelinde şiddet ve zulüm hüküm sürüyor… Birçok masum insan, farklı milletlerin arasındaki gerilimler yüzünden acı çekiyor… Dünyanın dört bir tarafında, insanların çoğu evlerinden dışarı çıkmaya cesaret dahi edemiyor… Dayanışmanın ve yardımlaşmanın sağlanmasına en çok ihtiyaç duyulan böyle bir dönemde, medeniyetler arasında bir çatışma ortamı oluşturmanın makul karşılanması mümkün değildir. Medeniyetler arasında doğacak bir çatışmanın insanlık için büyük bir felakete neden olacağı çok açıktır. Böyle bir felaketin engellenmesinin en önemli yollarından biri, medeniyetler arasında diyaloğun ve iş birliğinin güçlendirilmesinden geçmektedir. Üstelik bu çok kolaydır. Çünkü İslam ve Batı dünyası arasında, bazılarının iddia ettiği gibi derin farklılıklar yoktur. Tam tersine -bu belgeselde delilleri ile ortaya koyacağımız üzere- İslam medeniyeti ve Batı medeniyetinin temelini oluşturan Yahudi-Hristiyan kültürü arasında pek çok ortak yön bulunmaktadır. Bu ortak yönler temel alınarak, dünyadaki sorunlara el birliği ile çözüm bulmak çok kolay olacaktır.

 
 
   

Gerçeği düşündünüz mü? – Ramazan sohbetleri 1

 

 
 
   

Gerçeği düşündünüz mü? – Ramazan sohbetleri 10

 

 
 
   

Gerçeği düşündünüz mü? – Ramazan sohbetleri 11

 

 
 
   

Gerçeği düşündünüz mü? – Ramazan sohbetleri 12

 

 
 
   

Gerçeği düşündünüz mü? – Ramazan sohbetleri 13

 

 
 
   

Gerçeği düşündünüz mü? – Ramazan sohbetleri 14

 

 
 
   

Gerçeği düşündünüz mü? – Ramazan sohbetleri 15

 

 
 
   

Gerçeği düşündünüz mü? – Ramazan sohbetleri 16

 

 
 
   
   
   1 2 3 4 5 6 7 8 9