Adnan Oktar'ın Seher Tv (İran) röportajı (3 Ekim 2008) |
| |
Sayın Adnan Oktar’ın İran Seher TV’de yayınlanan röportajından bazı başlıklar:
“Peygamber Efendimizle ilgili karikatür yapan kişi; kendi karikatürünü yapmış, Peygamberimizin karikatürünü yapmamış; Peygamberimiz bir nur, ışık; pırıl pırıl parlıyor, bakan aşık oluyordu Peygamberimize.”
“PKK şeytani güçlerin kontrolünde olan bir örgüttür, görevi Allah’a, dine karşı olmak ve kan dökmektir.”
“Müslüman, Yahudi veya Hıristiyan kanı akıtıldığında bilin ki orada ateist siyonistlerin ve masonların parmağı vardır.”
“Darwin vicdansızca, Türklerin, insan olma safhasında olan fakat daha insan olmamış maymunlar olduklarını ileri sürmüştü; masonlar, ateist siyonistler buna inanıyorlar.”
“Kürtler son derece güzel ahlaklı, efendi insanlardır.”
“Eğer masonları yaratılış inancına ikna edebilirsek, İslam ahlakına çekebilirsek, çok mükemmel insana dönüşürler.”
“Hiçbir ülke atom bombası kullanmaz, bu, gereksiz bir tedirginlik.”
“İran Cumhurbaşkanı M. Ahmedinejad mütevazı, çok mazlum, gerçekten dindar, dürüst ve çok iyi niyetli bir insan, dünya bazen onu yanlış anlıyor.” |
| |
|
| |
| |
|
Adnan Oktar'ın Sivas Sipas Tv röportajı (2 Eylül 2008) |
| |
Sayın Adnan Oktar, Sivas SİPAS TV’de yayınlanan bu röportajında; devletin güneydoğuda kendisine imkan tanıdığı taktirde, Allah’ın izniyle bölgeye fırtına gibi gireceğini, bölgede şiddet olmasına rağmen sorunu halledeceğini, antikomünist, antidarwinist ve antimateryalist propaganda yapılması gerektiğini fakat şimdiye kadar hep tek yanlı propaganda olduğunu yani katranın tek yanlı aktığını, halbuki katranı durduracak çelik set çekilmesi gerektiğini, işte o çelik seti kendisinin Allah’ın izniyle oluşturabileceğini açıkladı. Türkiye’deki tarikatların Allah’ı derin sevmeyi, sabrı, şefkati öğreten birer ahlak okulu olduklarını ve her birine derin sevgi duyduğunu söyledi. Tüm Osmanlı padişahlarının tarikat ehli olduklarını ve bize güzel bir yurt bıraktıklarını, Osmanlı’nın medeniyetinin gözler önünde olduğunu, tarikatların da birer ahlak okulu olarak tüm Osmanlı coğrafyasını içten içe eğittiklerini, aksini düşünmenin, tarikatları karalamanın çok yanlış olduğunu anlattı. İnsanları hür bırakmak gerektiğini, samimi kanaatleri neyse onu yapabilmeleri gerektiğini, fikir özgürlüğünün güzel olduğunu ifade etti. Bunun insanların dürüst olmasını sağladığını, her türlü fikre saygı duyulması gerektiğini, tarikatlar var olduğu gibi diğer yanda mason dernekleri veya komünist derneklerin de var olabileceğini, şiddet uygulanmadıkça, ülkeyi, milleti bölmeye girişilmedikçe bunların varlığının son derece normal olduğunu sözlerine ekledi.
|
| |
|
| |
| |
|
Adnan Oktar'ın Sun Tv (Konya) röportajı (14 Eylül 2008) |
| |
Sayın Adnan Oktar Konya SUN TV’de yayınlanan röportajında; İslam’ın ilericiliğin en son noktası olduğunu, dinin en kaliteli, en yüksek, en medeni yaşam şekli olduğunu ama bazı cahil insanların dini almış olabileceklerini, bunun dinin bir özelliği olmadığını, dinin asıl kültür ortamında, kalite ortamında, akıl ve derinlik ortamında gelişen bir gerçek olduğunu, yine dinin çok kaliteli, akıllı insanlara mahsus özel bir lüks olduğunu anlattı. Kuran’ın bize aydınlık bir din anlattığını, neşeyi, sevinci, estetiği ve güzelliği anlattığını ama karamsar, ruhu kararmış, kavruk ruhlu bir insana Kuran’ı yorumlaması söylenirse onun ortaya adeta bir kabus çıkaracağını, korku filmi gibi, karanlık, sisli ve kirli bir dünya meydana getireceğini, bu kişinin anlattığı şeyin din olmadığını, kendi ruhundaki karanlığı anlattığı, dinin pırıl pırıl aydınlığın ta kendisi olduğunu, bir ışık, bir nur olduğunu, beyin rahatlığı olduğunu, bayram yeri gibi olan bir ortam olduğunu açıkladı. Ruhu sevinç içinde, aşk içinde olan insanın Kuran’da yaptığı yorumun geçerli olduğu, ruhu kararmış bir insanın yorumuna bizim uyamayacağımızı ifade etti. Allah’ın öyle karanlık bir düşünceyi başarılı kılmayacağını, şimdiye kadar her yerde ezdiğini ve yok ettiğini, onun cezalandırılan bir sistem olduğunu söyledi. Kendisinin anlattığı tarzda bir din anlayışının dünyada yayılmaya başladığını, insanların dinin bilimle içiçe olduğunu gördüklerini, dinin modern düşünceyle tam örtüştüğünü ve modernliğin üzerinde olduğunu yani modernlik üstü bir modernlik olduğunu gördüklerini, o yüzden dinin çığ gibi bu kadar hızlı yayıldığını anlattı.
|
| |
|
| |
| |
|
Adnan Oktar'ın Suud 1 Tv (Suudi Arabistan) röportajı (23 Nisan 2008) |
| |
Suudi Arabistan’ın bilinen televizyon kanallarından biri olan Suud 1 TV ile gerçekleştirdiği röportajına kendisine yöneltilen, “kitaplarının tüm dünyadaki etkisinin nasıl gerçekleştiği” sorusu üzerine Sayın Adnan Oktar herşeyi yapanın, yaratanın Allah olduğunu, Allah’ın kulunu sebep olarak yarattığını, Allah’ın kaderde var olan kitapları zamanı gelince ortaya çıkarttığını anlatarak başlıyor.
Darwinizm’in uzun süredir etkili olan ve dinsizliğin zeminini oluşturan önemli bir felsefe aracı olduğunu ifade eden Adnan Oktar, yer altındaki fosilleri insanlara tanıttıklarını bunun Darwinizm’e büyük bir darbe olduğunu anlatıyor. Yer altından çıkarılmış 100 milyonu aşkın fosilin tamamının yaratılışı ispat ettiğini, şimdiki zamanda var olan bir hayvanın 300 milyon yıl önceki iskeletinin tıpatıp aynısı olduğunu belirtiyor.
Darwinizm’in yerlebir edilişinin Müslümanlarda büyük bir rahatlamaya yol açtığını, İslam’ın çığ gibi yayıldığını ifade eden Sayın Adnan Oktar, Yaratılış Atlası’nın Fransa’daki etkisini de değiniyor. Dinsizliğin yaygın olduğu Fransa’da Atlas’ın dağıtılmasının şok etkisi yaptığını, bunun “Fransa tarihinin en büyük felaketi, deprem, kasırga, Fransızlara yapılmış en büyük saldırı” gibi tanımlamalarla ifade edildiğini anlatıyor.
Yahudilik ve Masonluk kitabının basılmasından hemen sonra birçok baskıya maruz kaldığını da anlatan Sayın Adnan Oktar, 10 ay boyunca cinayet işlemiş, şuuru kapalı akıl hastalarının yanında, 9 ay da hapishanede tutulduğunu ancak fikri mücadelesinden asla vazgeçmediğini ve vazgeçmeyeceğini belirtiyor.
Tek amacının Allah’ın rızasını kazanmak olduğunu söyleyen Sayın Adnan Oktar röportajı tüm Arap ülkelerindeki Müslümanlara yönelik olarak verdiği şu mesajla bitiriyor:
Mezhep ayrımları, Hanefi, Sünni, Şafii... Hiçbir ayrım yapmadan Müslümanlar birbirlerini çok sevsinler, kardeş olsunlar. Hepimiz aynı Allah’a inanıyoruz, aynı peygambere inanıyoruz, aynı kıbleye dönüyoruz, aynı peygamberleri seviyoruz, aynı melekleri seviyoruz. Herşeyimiz aynı aşağı yukarı. Bu tarz detaylarla bölünmeye kalkmak hatta düşman olmak şeytanın oyununa gelmek olur, sakın böyle birşey olmasın. Hepimiz samimi, candan inşaAllah Müslümanlarız, candan kardeşleriz ahirette de beraber olacağız inşaAllah. Bu ayrılıkta da bir hayır vardır. Bunu bir sorun haline getirmek hiç doğru değil diye düşünüyorum.
|
| |
|
| |
| |
|
Adnan Oktar'ın Tasca (Türk-Arap Bilim, Kültür ve Sanat Derneği) röportajı (21 Kasım 2008) |
| |
Sayın Adnan Oktar bu röportajında; kurulacak Türk İslam Birliği’nde, tüm ülkelerin bütünlüğünü koruyacağını, bir rejim değişikliği iddiasının olmadığını, yalnızca sevgi, kardeşlik ve muhabbetin tabana yayılacağını ve milli bir politika haline geleceğini anlattı. Türk İslam Birliği’nin kendilerinin çok eski bir politikası olduğunu belirten Sayın Oktar, AKP hükümetinin de bu konuda muazzam bir atağa kalktığını ve çok başarılı gittiğini ama yine de teşvike ve takdire ihtiyacı olduğunu, çünkü hükümetin, talep oldukça bu hizmeti artıracağını ifade etti. Ekonomik krizin Allah’tan ciddi birinci uyarı olduğunu, böyle uyarıların daha geleceğini, bu uyarıya direnmemek gerektiğini, direnilirse daha da başka şeyler olabileceğini açıkladı. Allah’ın Darwin’i ve Darwinizmi, Hz. Mehdi’nin ezmesi için, onun etkisini ortadan kaldırması için özel olarak yarattığını ifade etti. Irak’taki şii- sünni çatışmalarına da değinen Sayın Oktar, gündeme dair pek çok konuda çözüme yönelik kanaatlerini TASCA ile paylaştı. |
| |
|
| |
| |
|
Adnan Oktar'ın Tempo Tv'deki canlı röportajı (10 Mart 2009) |
| |
Sayın Adnan Oktar bu röportajında, daha evvel darwinistlere yaptığı çağrıyı Bilim Teknik Dergisi için de yineledi:
“Bilim Teknik Dergisinde çalışan arkadaşlarımız, oradaki profesörler, bilim adamları, bir tane, artık gönüllerinden koparsa iki üç tane ara fosil getirsinler, Darwin’in iddiasını destekleyen herhangi bir ara fosil. Onlar fosili oraya koysunlar, ben de on trilyonu getirip önlerine koyacağım, söz veriyorum. Tek bir tane getirsinler, ben onu da kabul ediyorum, on trilyonlarını alıp gidecekler. O parayla artık kaç tane dergi çıkarırlarsa çıkarsınlar, isterlerse kendilerine ev, araba alsınlar, ne yapıyorlarsa yapsınlar, helali hoş olsun. Ama getiremezler, çünkü böyle bir şey yok. Bu oyun artık bitsin, milletimizden onlar adına biz utanıyoruz. Bu yalanlar, doğru olmayan beyanlar milletimizi yoruyor. Olmayacak şeylerin ardından artık insanlar koşmasınlar, bıraksınlar bunu. Profesörse de kimse onu ayıplamaz. ‘Darwin böyle diyor ama bu işin doğrusu budur, teori geçerli değildir” der, konu kapanır.” |
| |
|
| |
| |
|
Adnan Oktar'ın Tempo Tv'deki canlı röportajı (10 Şubat 2009) |
| |
Kehf Suresi’nden günümüze işaretler; Hz. Mehdi ve Hz. İsa’nın karşılaşmaları; Darwin’in çağın Deccali olması; ekonomik krizin ahir zaman alameti olması; Deccal’in silahlı adamlarının Hz. Mehdi’yi gözetlemesi; Hz. Mehdi’nin hapsedilmesi; Hz. Mehdi hakkında olumsuz propaganda yapılması; Hz. Mehdi’nin elinden ve ayağından zincirlenmesi; Hz. Mehdi’nin fiziksel özellikleri; Hz. Mehdi’nin İstanbul’u manen fethetmesi; Hz. Mehdi’nin ilmi ve kültürel faaliyetler yapacağı; Deniz Baykal’ın güzel açılımları ve bu açılımlara hüsnü zanla bakılması gerektiği; Sayın Oktar’ın Türkiye’deki siyasi partiler hakkındaki görüşleri; Türk milletinin güzel ahlakı, tarih boyu İslam’ın sancaktarı olması ve lider vasfı; Atatürk’ün gizlenen vasiyeti; Atatürk’ün her gece Kuran tilaveti dinlemesi; Sayın Oktar’ın kitaplarındaki sanat; imanın, aynı zamanda insanın sağlık ve güzelliğine vesile olması; Allah sevgisi ve Allah aşkı; inşaAllah ve maşaAllah denmesinin hikmeti; Müslümanların hüzünden sakınmaları; mümin kadının ve mümin erkeğin iffetli olmaları; Allah rızası için sevmek...
Sayın Adnan Oktar’ın tüm bu konulardaki aydınlatıcı açıklamalarını Tempo TV’de canlı olarak yayınlanan bu röportajında bulabilirsiniz.
|
| |
|
| |
| |
|
Adnan Oktar'ın Tempo Tv'deki canlı röportajı (13 Ocak 2009) |
| |
Sayın Adnan Oktar Tempo TV’de canlı olarak yayınlanan bu röportajında; insanın yaratılış amacının ne olduğunu; mana ilmini görebilmek için ne yapmak gerektiğini; ölüm ve cehennem korkusunun insanları nasıl terbiye ettiğini; kıyametin nasıl kopacağını, o gün neler yaşanacağını; Yecüc ve Mecüc’ün ne anlama geldiğini; ahir zamanda olduğumuzun işaretlerinin neler olduğunu; Gazze’de yaşananlara Türk İslam Birliği’nin nasıl çözüm olacağını; Hz. Mehdi’ye destek olmak için ne yapmak gerektiğini; Hz. Mehdi ordusunun sayısının az olmasının ne anlama geldiğini; Hz. Mehdi’nin gaybetinin nasıl olacağını; ayet söylemeden evvel niçin şeytandan Allah’a sığındığımızı;
Hz. Mehdi’nin fiziksel özelliklerinin neler olduğunu; Hz. Mehdi’nin nasıl bir fikri mücadele yürüteceğini; dünyayı yöneten ateist siyonistlerin yönetime nasıl geldiklerini; samimi olabilmek için neler yapmak gerektiğini; cömertliğin Müslümanlara nasıl bir maneviyat kazandırdığını; zekatla sadakanın arasındaki farkın ne olduğunu anlattı.
İsrailli Musevilere seslenme imkanı olsaydı, onlara neler söylemek isteyeceği sorulduğunda ise, Sayın Oktar: “Müslümanlarla ittifak edin, ateist siyonistlere, masonlara karşı güçlü bir mücadele verelim; hem Müslümanlar kurtulsun hem siz kurtulun hem de dindar Hıristiyanlar kurtulsun; bu cennet gibi güzel beldede, Kudüs’te, Filistin’de barış içinde, kardeşlik içinde yaşayın.” derdim, cevabını verdi.
|
| |
|
| |
| |
|
Adnan Oktar'ın Tempo Tv'deki canlı röportajı (17 Mart 2009) |
| |
Sayın Adnan Oktar bu röportajında yine güncel ve imani konularda samimi açıklamalarda bulundu. Sayın Oktar kendisine yöneltilen bir soru üzerine, güzeller güzeli Peygamberimiz (sav)’i şöyle anlattı: “Peygamberimiz (sav) muazzam yakışıklıydı, çok çok yakışıklıydı; nefis bir görünümü vardı. Görenlerin dilleri lal oluyordu, tutuluyordu; Peygamberimiz (sav) şaka yapıyordu onlara, bazen de ağızlarını mesh ediyordu o mübarek tertemiz gül kokulu elleriyle, konuşur hale geliyorlardı. Doğan ve çekme burunluydu, küçük burunluydu. Siyah iri gözlü, siyah hilal kaşlıydı. Beyaz yüzlü, başı biraz büyükçe, çok heybetli ve güzel bir görünümü vardı. Saçları ortadan ikiye ayrık, güzel kokular oluyordu saçında. Saçını bazen iki taraftan örüyordu, uzundu saçları. Omuzları geniş; ve Peygamberimiz (sav)’in bir vasfı vardır, pehlivandır, ama ne pehlivan; bir kişi Peygamberimiz’i yenememiştir gerek küfürden gerek Müslümanlardan. Boyu, bosu, endamı.. her şeyiyle çok çok mükemmel bir insandı. Çok şık ve güzel, temiz giyiniyordu Peygamberimiz (sav). Özellikle yabancıların karşısına çıkarken çok ihtişamlı ve güzel kıyafetleri vardı. Çok mütevazı ve mazlumdu, çok şakacıydı. Torunlarıyla, hanımıyla yakalamaca oynuyor, ashabıyla şakalaşıyordu, çok nezih bir insan ve çok çok affediciydi.” |
| |
|
| |
| |
|
Adnan Oktar'ın Tempo Tv'deki canlı röportajı (24 Şubat 2009) |
| |
Sayın Adnan Oktar’ın bu röportajında anlattığı konulardan biri, Hz. İsa’nın Allah Katına alınışı idi: “Çarmıha gerilen kişi Hz. İsa değildi, benzeriydi, onu ihbar eden kişiydi. Hz. İsa’yı ihbar etti. Askerlere “peşimden gelin, ben onun bulunduğu odaya gireceğim” dedi. Odaya girdi, arkasından askerler de girdiler. Fakat odada tek kişi vardı. Hz. İsa göğe çekilmişti o anda. İhbar eden de saçı ortadan ayrılmış, biraz Hz. İsa’ya benzeyen bir insandı. Fakat Allah onu Hz. İsa’ya iyice benzetti ve linç ettiler onu orada, dövdüler, ağzı burnu karmakarışık hale geldi, dağıldı suratı. Tanınmayacak hale geldi. Onun için taraftarları onu Hz. İsa zannettiler, anlayamadılar. Allah “onu benzettiler” diyor, “onu öldürmediler ve asmadılar” diye iki kere ayette vurguluyor, “Allah onu Katına refetti, aldı” diyor ayette.”
Sayın Oktar farklı bir konu olarak, dini konularla ilgili asla espri yapılamayacağının üzerinde önemle durdu: “Dinle ilgili espri yapmak çok büyük bir ahlaksızlık ve terbiyesizliktir. Büyük bir günahtır. Dinle espri olmaz, Kuran’la, Kuran’ın hakikatleriyle espri olmaz. Bu, çok çirkin, itici ve iğrenç bir ahlaktır. Hiçbir Müslümana yakışmaz. İnşaAllah bundan sonra ekranda da bunları görmeyiz.”
Sayın Oktar, bir soru üzerine Sayın Kurtulmuş ile ilgili düşüncelerini de ifade etti: Sayın Numan Kurtulmuş, Erbakan Hocamızın güzel terbiyesi içinde yetişmiş güzel bir insanımız, güzel bir kardeşimiz. Erbakan Hocamıza vefalı davrandı, vefada bir bereket ve güzellik vardır. Çok çok efendi, çok mazlum ve mütevazı, nezih bir insan kendisi. İnşaAllah çok iyi olacak, Saadet Partisinden büyük atılımlar bekliyoruz.” |
| |
|
| |
| |
|
Adnan Oktar'ın Tempo Tv'deki canlı röportajı (28 Ocak 2009) |
| |
Sayın Adnan Oktar’ın Tempo TV’de yayınlanan bu röportajında öne çıkan bazı konu başlıkları şöyleydi:
“Gazze’de yaşanan olaylara en güzel tepki, Türk İslam Birliği’nin savunulmasıdır, böylece meseleye kökten çözüm getirilir.”
“Kökten çözüm esastır. Gazze’de insanlar sakatlanıp ölmeden, yaralanmadan onları kurtarmak çok önemlidir. Bununla ilgili tedbirlere ağırlık verilmesi lazım.”
“Hz. Mehdi’nin çıkışından önce Deccal’in Müslümanlara dünyayı dar edeceği, çocuklara, kadınlara acı çektireceği hadislerde de Tevratta da bildirilmiştir.”
“İsrail’de, ateist siyonistler, dindar musevileri tam bir ablukaya almış durumdalar ve onları her alanda eziyorlar; ibadetlerine, yaşantılarına musallat oluyorlar, ekonomik anlamda da çok fakir yaşatıyorlar; hepsi Mehdi devrinde rahata kavuşacaklar.”
“Münafık, Müslüman olmadığı halde Müslümanların arasına girip, onlar hakkında bilgi toplayıp, küfre, masonlara, ateist siyonistlere bilgi götüren; Müslümanları, antidindar güçlere ezdirmeyi hedefleyen, kendi aralarında bu amaçla toplanan kişilere denir. Bunlar cehennemde sonsuza kadar en şiddetli azap yapılacak, insanlığın yüzkarası mahluklardır.”
“Türkiye’nin dışındaki ülkeler, ekonomik kriz nedeniyle kıtlıkla da karşılaşacaklar. Bu, hırs ve şikaklarından, kendilerince Allah’a, Kuran’a, İslamiyet’e ehemmiyet vermemelerinden kaynaklanan bir bereketsizlik ve uğursuzluktur.”
|
| |
|
| |
| |
|
|