Harun Yahya - Rss Feed RSS Feed
   1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26    
Filmler
İsme Göre Sırala Tarihe Göre Sırala
Toplam 768 Eser

Adnan Oktar'ın HarunYahya.TV'deki canlı sohbeti (6 Temmuz 2010)

 

 
 
   

Adnan Oktar'ın HarunYahya.TV'deki canlı sohbeti (7 Haziran 2010)

 

 
 
   

Adnan Oktar'ın HarunYahya.TV'deki canlı sohbeti (8 Ağustos 2010)

 

 
 
   

Adnan Oktar'ın HarunYahya.TV'deki canlı sohbeti (9 Mayıs 2010)

 

 
 
   

Adnan Oktar'ın HarunYahya.TV'deki canlı sohbeti (9 Temmuz 2010)

 

 
 
   

Adnan Oktar'ın HarunYahya.TV'deki Derusha Publishing (ABD)'den Musevi misafirleriyle canlı sohbeti (14 Nisan 2010)

 

 
 
   

Adnan Oktar'ın Hatay Tv röportajı (7 Eylül 2008)

 

Sayın Adnan Oktar Hatay TV’de yayınlanan bu röportajında; Fransa’da Yaratılış Atlası isimli eserinin yasaklanmasının gündemde olması ile ilgili olarak; kitap yasaklamanın ‘bu kitabı mutlaka okuyun” anlamına geldiğini, Fransa’nın kendilerine yapabilecekleri en güzel hizmetin bu olduğunu, eğer Fransa “bu kitabı okuyun” demiş olsaydı bunun kendilerinin işine bu derece yaramayacağını, yasağın daha makbul olduğunu, daha dikkati açtığını, daha üstüne düşülmesine sebep olduğunu, Fransız gençliğinin şu anda çok büyük bir heyecanla internet sitelerine girerek gerçekleri öğrendiklerini ve hocalarıyla tartışmalara girdiklerini anlattı. Kendisinin de yıllarca yasaklandığını ama yasaklandıkça çığ gibi büyüdüğünü, bu şekilde ateşin üstüne körükle gittiklerini, körük ne kadar kuvvetli çalışırsa ateşin de o kadar kuvvetli yandığını söyledi. Avrupa Birliği’ne, “bize para verin, imkan verin” şeklinde iki büklüm girmenin, Türklere yakışmayacağını, Türklerin oraya sultan gibi girmeleri gerektiğini, güçlü ve zengin olarak, hediyelerimizle, paramızla, Avrupa’ya da zenginlik getirecek şekilde ihtişamla girilmesi gerektiğini, Avrupa’nın bağlantı kurulması gereken bir medeniyet olduğunu, demokrasisinin, laiklik anlayışının, sanatının, binalarının, sokaklarındaki temizlik anlayışının güzel, estetik anlayışının mükemmel olduğunu, bizim bunların daha güzelini yaparak Avrupa’ya girmemizin ve Avrupa’yla kardeş olmamızın iyi olacağını ifade etti.

 
 
   

Adnan Oktar'ın Hesham Tillawi (Republic Broadcasting Network) röportajı (19 Aralık 2009)

 

 
 
   

Adnan Oktar'ın Hidayet Tv (İngiltere) röportajı (29 Temmuz 2009)

 

 
 
   

Adnan Oktar'ın Hilal Tv'deki canlı röportajı (24 Ocak 2009)

 

Sayın Adnan Oktar bu röportajında Gazze için alınan tedbirlerin pasif tedbirler olduğunu ifade etti. Acıyın diyerek yalvarmanın, İsrail mallarını boykot etmenin, elçileri sınır dışı etmenin, çocuklara şiirler okutturmanın ateist siyonistlerin gövde gösterisini artıracağını; bir avuç sayılarıyla Müslümanların kanlarını nasıl döktüklerinin, güya onları nasıl yıldırdıklarının, dize getirdiklerinin propagandası olacağını; onların da zaten bunu hedeflediğini, kan dökücülüklerini vurgulamak, bu şekilde güçlerini göstermek istediklerini anlattı. Gazze’ye doktor yollamayı, bol miktarda pansuman bezi yollamayı yeterli bir çözüm gibi görmek yerine “birlik olalım” denmesinin gerektiğini, o zaman pansuman bezi, ilaç, doktor yollamaya gerek kalmayacağını; böyle vakalarda tek çözümün güç olduğunu açıkladı. Ateist siyonistler ve masonların kıyamete kadar her türlü zulmü yapmakla, kan dökmekle görevli olduklarını, başka çözümler araştırmanın boş yere vakit kaybettireceğini, yapılacak şeyin çok açık olduğunu; Müslümanların birbirlerini çok sevmelerini, birbirleriyle uğraşmamalarını, mezhep ayrılıklarını rahmet olarak görüp birbirlerine şefkatle yaklaşmalarını, bir an önce sınırların açılmasını ve bir manevi lider etrafında toplanıp Türk İslam Birliği’ni kurmalarını söyledi. Bunun için kamuoyunun tabandan destek vererek hükümetin elini güçlendirmesi gerektiğini, bunun, tek başına Başbakan’dan beklenecek bir konu olmadığını anlattı. Sayın Oktar ayrıca İsrail’in kurduğu dünya mafyası ve dünyayı saran korku psikolojisi gibi konularda da çarpıcı tespitlerde bulundu.

 
 
   

Adnan Oktar'ın Hilal Tv röportajı (İstanbul, 3 Aralık 2007)

 

Hilal TV'de yayınlanan Sözün Gücü programında yayınlanan Adnan Oktar röportajında Darwinizm'in dünya savaşları üzerindeki etkisi, kitaplarının Avrupa'daki sarsıcı etkisi, kendisine ve yakın çevresine atılan iftiralardan nasıl beraat ettikleri gibi birçok önemli konu ele alınıyor. Darwinizm'in tüm dünya insanları için neden büyük bir tehlike olduğunu açıklayan Sayın Adnan Oktar, bu konunun Müslümanlar açısından önemini röportajda şu sözlerle özetliyor: Darwinizm, 150 yıldan beri Müslümanların gözünden kaçan asıl Müslümanlığı köşeye sıkıştırmaya çalışan, Müslümanların asıl başının belası olan, asıl deccali olan fikir sistemidir. Röportajda Sayın Adnan Oktar ayrıca, Avrupa Birliği'ne neden karşı olduğunu, AB'nin gerçek yüzünü ve Müslümanlığa yanlış bakış açısını açıklayarak anlatıyor.

 
 
   

Adnan Oktar'ın Hope Tv (Bulgaristan) röportajı (16 Haziran 2008)

 

Bir Bulgaristan televizyonu olan Hope TV’nin evrim teorisine yönelik sorularını cevaplayan Sayın Adnan Oktar röportajda evrim teorisinin ateistlerin bir oyunu ve bilimsellik süsü verilen bir hurafe olduğuna, canlıların hiçbir şekilde evrim geçirmediklerine dikkat çekti. Bu sahte teorinin yaklaşık 4000 yıllık bir geçmişe sahip eski Pagan inancından kaynaklandığını belirten yazar ayrıca Darwinistlerin teorilerine hiçbir delil öne süremediklerini, nitekim yeryüzünde bir tane bile ara geçiş formu bulunmadığını, bir proteinin bile tesadüfen meydana gelemeyeceğini ve bunların da evrim teorisinin sahte bir teori olduğunu ispatlamaya yettiğini söyledi. Yaratılış Atlası kitabının etkilerinin bütün dünyada görüldüğünü vurgulayan Adnan Oktar, bugün evrim teorisine inananların sayısında çok önemli bir düşüş görüldüğünü de sözlerine ekledi.

 
 
   

Adnan Oktar'ın Hülya Avşar röportajı ve kapsamlı cevapları - 1.Bölüm (11 Mart 2009)

 

Röportajın bu bölümünde Sayın Adnan Oktar’ın kendisini kimlerin sevdiğine kimlerin sevmediğine dair yaptığı açıklama, önemli bir gerçeğe işaret ediyordu: “Beni seven çok; sağcı kardeşlerimden, dindar kişilerden. Ama ateist siyonistler sevmiyorlar, masonlar sevmiyorlar, komünistler sevmiyorlar, PKK’lılar sevmiyorlar, Sabetaycılar sevmiyorlar. Gayri meşru alemin içinde olan insanlar sevmiyorlar. Sevenler; Anadolu’daki yiğitlerim, canım kardeşlerim beni aşkla, muhabbetle seviyorlar. Tertemiz insanlar, Türk milliyetçileri, mümin kardeşlerim, Müslüman kardeşlerim coşkun bir muhabbetle seviyorlar, açık açık görülüyor, onlar bana yeter. Sabetaycılar, masonlar, komünistler beni severlerse ben biraz rahatsız olurum herhalde; onlar çünkü kendileri gibi olan kişiyi severler... Baron’un adamları, Baron’un zehirledikleri. Bana varsın düşman olsunlar, varsın karşı olsunlar. Beni sevmeyenler olmasıyla ben iftihar ederim. Bu benim mümin ve muttaki olduğumun, iyi olduğumun bir alametidir, dava adamı olduğumu gösterir inşaAllah.”

 
 
   

Adnan Oktar'ın Hülya Avşar röportajı ve kapsamlı cevapları - 2.Bölüm (11 Mart 2009)

 

Sayın Adnan Oktar röportajın bu bölümünde, kendisine yöneltilen sözde beyin yıkama iddiasını yanıtlıyor: “Ben Kuran'ın nuruyla insanların beynini yıkıyorum, bütün milletimin beynini yıkamaya gayret ediyorum. Çünkü Kuran’ın bir özelliğidir; tahir eder insanları, pislikten temizler. Yıkayıcıdır Kuran, mis kokulu bir sabun gibidir bir yönüyle. Onun değdiği yerde kir kalmaz, kazır kirleri Kuran, tertemiz yapar. Aynı zamanda billur gibi bir sudur, döktün mü üstüne insanın, pırıl pırıl olur, üstünde hiçbir kir kalmaz. Kuran’ın ışığı adeta nurani bir su gibidir, insanı yıkar tertemiz eder. Ben beyin yıkayıcıyım. Peygamberimiz (sav) de beyin yıkayıcıydı, yıkardı. Bütün peygamberler beyin yıkadılar. Doğru, beynimiz yıkanıyor, beynimizdeki kirler gidiyor. Kuran bizim beynimizi yıkıyor. Darwinist fikirleri, materyalist fikirleri, ateist düşünceleri varsa eğer insanların, bunları Kuran beyinlerinden temizler. Allah temizler, Allah beyinleri yıkar. Ve kardeşlerimin beynini yıkayan da Allah’tır. Onlar kaderlerinde olan İslam ile yaşıyorlar. Ben anlattığım için Müslüman olmuyorlar. Allah onlara hidayet verdiği için Müslüman oluyorlar. Ben istediğim kadar anlatayım, öyle birşey olmaz. Sevdiren de Allah’tır. Gönülleri elinde tutan da Allah’tır. Allah dediği için seviyorlar.”

 
 
   

Adnan Oktar'ın Hülya Avşar röportajı ve kapsamlı cevapları - 3.Bölüm (11 Mart 2009)

 

 “Toplumda çok yanlış oturmuş bir gelenek var, bir düşünce var: “Anneler babalar hata yapmaz.” “Anne baba ne derse çocuk onu dinlemesi gerekir.” “Annendir, babandır ne yaparsa yapsın ona itaat et, saygılı ol.” Anne baba olmak her şey değildir. İnsan anneye babaya gerektiğinde itaat etmeyecek. Anneye babaya ne zaman itaat edilir: Şefkatli, merhametlidir, nezih, kibar bir insandır, Allah’tan korkuyordur, güzel huyludur, demokrattır o zaman olur. Mafya mensubu bir anne baba; çocuğu da kendi kafalarına sokmak istiyorlar, çocuk direniyor, evden kaçıyor. Niye evden kaçtın diyor. Tabi ki evden kaçacak, tabi ki gizlenecek, başka bir çözümü yoktur bunun. Töre cinayetinde de çocuk tabi ki evden kaçacak. Ama bu çocukları şefkatle koruyup kollayacak hem resmi kurumlar olması gerekir hem de halkın sahip çıkması gerekir...” Sayın Adnan Oktar’ın aile kavramıyla ilgili yaptığı çarpıcı açıklamaları bu bölümde izleyebilirsiniz.  

 
 
   

Adnan Oktar'ın Hülya Avşar röportajı ve kapsamlı cevapları - 4.Bölüm (11 Mart 2009)

 

Röportajın bu bölümünde Sayın Adnan Oktar, ailelerin, benimsediği fikir her ne olursa olsun çocuklarına, falancayla görüşmeyeceksin, şunu okumayacaksın, şunu yapmayacaksın gibi dayatmalarda bulunmasının son derece yanlış olduğunu; bunun yerine, onlara iyiyi güzeli anlatmaları, saygılı, demokrat ve şefkatli bir yaklaşımı benimsemeleri gerektiğini açıklıyor. Bir kısım gençlerin, ahlaksızlık yapan aileleri içinde yaşadıkları gizli acılara dikkat çekiyor ve bu sorunun çözümü üzerinde önemle duruyor.

 
 
   

Adnan Oktar'ın Hülya Avşar röportajı ve kapsamlı cevapları - 5.Bölüm (11 Mart 2009)

 

Sayın Adnan Oktar röportajın bu bölümünde, Kuran’da bildirilen Kehf Suresi’nden günümüze işaretleri anlatıyor: “Hz. Mehdi çileyle, acılarla çıkacak; Hz. Mehdi’nin üstüne çok gelecekler. Küçük bir arkadaş grubu olacak. Bunlar ailelerinden, aynı Ashab-ı Kehf’te olduğu gibi muazzam bir baskı görecekler, acı çekecekler. Aileleri kabul etmeyecek Hz. Mehdi’ye yaklaşmalarını. Kehf Suresi, doğrudan Hz. Mehdi’yi anlatan bir suredir. Peygamberimiz (sav) “Ashab-ı Kehf, Hz. Mehdi’nin yardımcılarıdır” diyor. 18. suredir, 110 ayetten oluşur. 18 x110, 1980 tarihini verir, Hz. Mehdi’nin çıkış tarihidir. O devirde, devrin ileri gelen aileleri, ileri gelen kapitalistleri vargüçleriyle Hz. Mehdi’ye saldıracaklardır. Ayette bildirildiği gibi Hz. Mehdi’yi en feci şekilde öldürmeyi isteyecektir bir kısım insanlar. Talebelerine karşı da şiddetli baskı olacaktır...”

 
 
   

Adnan Oktar'ın Hülya Avşar röportajı ve kapsamlı cevapları - 6.Bölüm (11 Mart 2009)

 

Sayın Adnan Oktar röportajın bu bölümünde; Kuran’a göre, anne babaya öf bile denemeyeceğini; ateist anne baba da olsa ellerinin öpüleceğini ve saygı duyulacağını; zulmetmedikleri, nezaketli ve demokrat oldukları takdirde hiçbir sorun olmayacağını anlattı. Ancak zulmeden, çocuğunun dini yaşamasını engelleyen aileler için Kuran’ın açık hükmü olduğunu ve Allah’ın, onlara itaat edilmemesini emrettiğini açıkladı: “‘Sen kimseyle görüşmeyeceksin’, ‘Kuran okumayacaksın’, ‘namaz kılmayacaksın’ demek, namaz kılarken itip devirmeler, seccadesini yırtıp parçalamalar, Kuran’ı, dini eserleri yırtmak... bunlar çok korkunç olaylardır. Dindar bir genç bu durumla karşılaştığında, o evde durması mecburiyeti yoktur. Çünkü Kuran’a göre, Allah’a itaat konusunda eğer bir sorun varsa yani karşı taraf onun Allah’a itaatini kabul etmiyorsa, Kuran’ın hükümlerini uygulamasına müsaade etmiyorsa, o konuda itaat yoktur diyor Allah, farzdır bu Kuran’da. O zaman gerekiyorsa evinden ayrılır, kendisi gibi dindar bir ailenin, dindar arkadaşlarının yanına gider. Gerekiyorsa resmi makamlara da durumunu bildirir...”

 
 
   

Adnan Oktar'ın IANS (Indo Asian Haber Servisi) röportajı (14 Kasım 2008)

 

IANS (Indo Asian News Service) Hint-Asya Haber Servisi, Hindistan kökenli bir haber ajansı olup Hindistan- Güney Asya bölgesindeki temel haber ve bilgi kaynağıdır. Sadece Yeni Delhi merkezli bir haber ajansı değil, aynı zamanda uluslararası alanda bir bilgi kaynağıdır. Ajansın Amerika muhabiri Lalit K. Jha, Sayın Adnan Oktar’la bir röportaj gerçekleştirdi. Sayın Oktar bu röportajında, Darwinizmin tüm dünyada büyük bir çöküş içinde olduğunu, bu safsatanın on yıla kadar tarih olacağını, tarih kitaplarından okunacağını, çocukların okullarda Darwinizmle alay ettiklerini anlattı. Sayın Oktar farklı bir konu olarak, El Kaide gibi radikal İslami gruplara bakış açısını, İslam’da cihadın ne anlama geldiğini, Afganistan ve Irak gibi bölgelerde yaşanan savaş ve kargaşanın ne zaman ve nasıl son bulacağını açıkladı. B. Obama’nın seçilmesiyle ilgili olarak ise; Amerika’da iktidarda olanın hükümet değil, daima devlet olduğunu, hükümetler değişse de devlet iktidarının değişmeyeceğini, Obama’nın veya başka şahsın gelmesiyle Amerikan dış siyasetinin değişmeyeceğini söyledi. Siyah veya beyaz olsun, insanların derilerinin rengiyle, ahlaklarının, kişiliklerinin hiçbir bir ilgisi olmadığını, dolayısıyla görünümlerine göre değerlendirilmelerinin anlamsızlığını vurguladı. Sayın Oktar, Keşmir sorunu, ekonomik krizin temelinde yatan nedenler ve çözüm seçenekleri gibi konularda da önemli açıklamarda bulundu. Mahkeme kararıyla erişimi engellenen bazı internet siteleri ile ilgili olarak ise, düşünce özgürlüğünün hakaret özgürlüğü ile karıştırılmaması gerektiğini ifade etti.

 
 
   

Adnan Oktar'ın Iğdır Tv röportajı (28 Ağustos 2008)

 

Sayın Adnan Oktar Iğdır TV’de yayınlanan bu röportajında; kendisine atılan iftiralardan bir bir aklandığını, hepsinde bir hayır gördüğünü, Allah’ın dünyada sabrımızı ölçtüğünü, iftira atan kimselerin de cezalandırılması yönünde bir isteğinin olmadığını, Allah’ın bu kişileri Kuran ahlakı ile ahlaklandırmasını istediğini ifade etti. Sayın Oktar, ayrıca Hz. Mehdinin fiziksel özellikleri, kıyamet alametleri, Yecüc Mecüc ile ilgili konularda geniş açıklamalarda bulundu. Türk halkıyla yerel televizyonlar aracılığıyla çok sıkı bir bağlantı içinde olduğunu, yerel televizyonların da en çok izlenen televizyonlar olduğunu, bir kısım masonların, kendisinin büyük medyayla bağlantısını keserek kendilerince halkla bağlantısını koparmaya çalıştıklarını ama kendisinin başka bir kapıdan halkla görüştüğünü, masonların şahsını hiçbir şekilde durduramadıklarını anlattı. Çeşitli dini cemaatlerle, Kürt kardeşlerimizle, Caferilerle ilgili yöneltilen sorulara cevaben de önemli açıklamalarda bulundu. Iğdır’ın, Azerbaycan’a dolayısıyla Türk İslam Birliği’ne açılan altın kapı olacağını, ileride İnşaAllah oraya som altınla kaplanmış bir kapı hediye edeceklerini, onun da oranın giriş kapısı olacağını ifade etti.

 
 
   

Adnan Oktar'ın İHA röportajı (6 Nisan 2008)

 

Sayın Adnan Oktar İHA’ya verdiği röportajında dünya ve Türkiye gündemindeki olaylar hakkındaki görüşlerini açıklıyor. Laikliğin bir toplumda neden vazgeçilmez unsur olduğu, laiklik konusunda toplumun her kesimine tam garanti verilmesinin önemi, hiçbir koşul aramaksızın, dindar, ateist, marksist ayrımı yapılmadan herkese eşit şekilde davranılmasının gerekliliği gibi konulara değinen Adnan Oktar röportajda ayrıca mason localarının Türkiye gündemindeki olaylar üzerindeki etkisine de dikkat çekiyor. Komünistlerin amacının Türkiye’yi Marksist-komünist bir devlet haline getirmek olduğunu açıklayan Adnan Oktar ülkemizin Doğusunda kan döken terör örgütünün müstakil olarak hareket etmediğini ve bundan kurtulmanın çözümünü de anlatıyor. Sayın Oktar röportajda komünizm tehlikesine karşı Türk Milleti’nin güzel özelliklerinin tekrar ön plana çıkartılmasının ve kardeşliğin pekiştirilmesinin gerekliliğini şu sözlerle özetliyor: ... Türk halkı genellikle hep muhafazakâr, mukaddesatçı ve maneviyatçıdır yani şuurlu bir millettir Türk Milleti, gayet de aklı başındadır. Bizim solcularımız bile genellikle sağcıdır. Yani sağ eğilimlidir. Hem Allah’tan, dinden bahseder, hem solcu olduğunu söylerler. Onun için bizde öyle bir tehlike biraz zor. Sadece kardeşlik bağlarının iyi güçlendirilmesi gerekiyor, sevgi bağlarının iyi güçlendirilmesi gerekiyor. Ben dışarıya çıkıyorum, insanlara bakıyorum, insanların yüzü gülmüyor yani ben epeyden beri dışarı çıkmıyordum, bu aralar sık sık çıkıyorum. Kimse birbirinin yüzüne bakmıyor, kimse de bir sevgi alameti yok. Yüzleri donuk. Bir kere bu belanın kaldırılması lazım. Bu sevgi niye gitti bu bizim milletimizden, bu neşe niye gitti, bunu hemen halletmek lazım. Çünkü ruh enerjisi gitmiş, o ruh enerjisini yeniden bizim milletimize vermek lazım. Sevgi gözüyle yaklaştırtmak lazım birbirlerine karşı, mesela kürdü, lazı, çerkezi, bunların hepsi Türk’tür. Başka bir kavim yoktur Türkiye’de...

 
 
   

Adnan Oktar'ın İran Mehdi Enstitüsünden temsilcilerle sohbeti (12 Aralık 2009)

 

 
 
   

Adnan Oktar'ın İran Televizyonlarıyla röportajı (13 Temmuz 2009)

 

 
 
   

Adnan Oktar'ın Irib (İran Devlet Radyosu) röportajı (4 Ekim 2009)

 

 
 
   

Adnan Oktar'ın Irib (İran Devlet Televizyonu) ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesi (13 Ocak 2009)

 

İran Devlet Televizyonu İRİB, geçtiğimiz günlerde Sayın Adnan Oktar’la bir telefon görüşmesi gerçekleştirerek Sayın Oktar’ın Gazze’de yaşanan olaylarla ilgili görüşlerini ve çözüm önerilerini sordu. Sayın Oktar, kendisine yöneltilen soruları yanıtlarken birbirinden önemli açıklamalarda bulundu; Müslümanlara çok önemli mesajlar verdi. Bu sorulardan bazıları şöyleydi: Siyonistlerin bu katliamı yapmasının ardındaki sebep nedir? İşgal rejimi niçin fosfor bombası gibi silahlar kullanıyor? Yaşanan katliamlara getirilmesi gereken en isabetli çözüm nedir? Bu zulmü destekleyen unsurlar, yalnızca siyasi unsurlar mıdır? İslam Ülkeleri Parlementolar Birliği toplantısından neler çıkmalı, bu toplantı Gazze’deki Müslüman kardeşlerimiz için bir umut olabilir mi? Diplomatik anlamda İsrail ile ilişkilerin kesilmesi bir çözüm olabilir mi? Hz. Mehdi’nin etrafında ittifak etme konusundaki engeller nasıl aşılır? Sayın Oktar’ın üzerinde durduğu canalıcı konu; Müslümanların, zuhur eden Hz. Mehdi’yi aramalarının ve onun etrafında ittifak etmelerinin gerekliliğiydi. Başka hiçbir çözüm yolunun sonuç vermeyeceği de önemli tespitlerinden bir diğeriydi.

 
 
   

Adnan Oktar'ın Irib (İran Devlet Televizyonu) röportajı (29 Eylül 2008)

 

Farsça yayın yapan İran Devlet Televizyonu (Islamic Republic of Iran Broadcasting -IRIB-); aynı zamanda TV-radyo grubudur. IRIB’in Amerika dahil 17 ülkede şubesi bulunmakta ve 25 dilde yayın yapmaktadır. Sayın Adnan Oktar, IRIB’da yayınlanan röportajında; Hz. Mehdi’nin geldiğini, adım adım faaliyet halinde olduğunu, bunun, bütün alametlerinin çıktığını, bir mucizenin meydana geldiğini fakat insanların bu durumun farkında olmadıklarını söyledi. Rivayetlerde Hz. Mehdi’nin zuhur yerinin İstanbul olduğunun açıkça bildirildiğini ifade eden Sayın Oktar, Hz. Mehdi’nin fark edilememesinin bir mucize, ahir zaman alametlerinin zuhur ettiğinin görülememesinin de yine ayrı bir mucize olduğunu anlattı. Hz. Mehdi’nin gaybeti konusunda bazı insanlarda görülen bir yanlış anlamaya da değinen Sayın Oktar, Hz. Mehdi’nin gaybetinin, varlığının gözle görülememesi değil, insanların, onun Hz. Mehdi olduğunu fark edememeleri anlamına geldiğini, çünkü Hz. Mehdi’nin mazlum ve mütevazı bir insan olacağını, iddialı bir şahıs olmayacağını hatta hadislerde, kendisi kabul etmediği halde zorla başa geçirileceğinin bildirildiğini ifade etti. İran Cumhurbaşkanı Sayın Ahmedinejad’ın çok mazlum, insancıl, kadirşinas bir insan olduğunu, son günlerde çok güzel açıklamalar yaptığını, hiç kibirlenmesi, büyüklenmesi olmadığını, güzel ve hayırlı bir şey gördüğünde hemen onu uyguladığını ifade etti.

 
 
   

Adnan Oktar'ın Irish Times röportajı (8 Eylül 2008)

 

Irish Times, İrlanda’da 120.000 tirajlı liberal bir günlük gazetedir. 1880’lerde Protestan milliyetçi bir gazete olarak kurulmuş olan Irish Times, bugün İrlandanın Birleşik Krallıkla birleşmesini isteyenlerin gazetesidir. Sayın Adnan Oktar Irish Times’la olan bu röportajında; darwinizm kadar devletler tarafından savunulan, resmi himaye gören hiçbir teori olmadığını, dokulmazlığının olduğunu, bunun çok acayip olduğunu, marxizmin, komünizmin, faşizmin eleştirildiğini ama darwinizmin eleştirilemediğini, dünya genelinde yüzde doksan oranında resmi himaye gördüğünü anlattı. Aksini savunmanın yasak, darwinizmi savunmanın ise mecburi olduğunu, örneğin darwinizmi savunan bir profesörün görevinden alındığını, böyle bir insana dünyanın hiçbir yerinde nefes aldırılmadığını, bunun bilim adına despotça bir dayatma olduğunu söyledi. Nur talebelerinin Türkiye’de denge unsuru olduklarını, Türkiye’nin olaylar karşısında zarar görmesini engelleyen, komünizme karşı ciddi bir set olan önemli bir grup olduklarını, ileride tarihin bunu yazacağını, Nurculuğun; Türkiye’de toplumu derinden etkilemiş ve yönlendirmiş, müspet bakışta, Müslümanların güzel terbiye almasında çok büyük etkisi olmuş, çok önemli bir cereyan olduğunu açıkladı. Türk devletine, milletimize, bayrağımıza mükemmel hizmet ettiklerini ve çok faydalı olduklarını sözlerine ekledi. Said Nursi’nin çok samimi çok dürüst bir din alimi ve metafizik yönleri çok fazla olan bir insan olduğunu, kendisini son yüzyılın en mükemmel alimi olarak gördüğünü ifade etti. Sayın Oktar Osmanlı’dan, Türklerden, sanat anlayışından, modernliğin tanımına kadar daha pek çok konuda Irish Times’ın sorularını yanıtladı.

 
 
   

Adnan Oktar'ın Islam Channel röportajı (20 Ekim 2008)

 

Sayın Adnan Oktar Islam Channel’da yayınlanan bu röportajında; Darwinizmin geçersizliğini bilimsel delilleriyle anlattı. Bazı bilim adamlarının, Darwinizmi bir ideoloji olarak benimsediklerini, açık delilleri görmelerine rağmen Allah’a inanmamak için Darwinizme bağlı kaldıklarını açıkladı. Darwinizmin tüm dünyada resmi koruma altında olmasını Darwinist Dünya Diktatörlüğü olarak nitelendiren Sayın Oktar, bu konuda bilim adamlarının üzerindeki ciddi baskıya da değindi. Darwinizmi çökerten faaliyetleri yüzünden, masonların, yıllarca kendisini topluma akıl hastası iftirasıyla tanıttıklarını, kokain komplosu düzenlediklerini ama şimdiye kadar kendisine atılan tüm iftiralardan bir bir aklandığını anlattı.

 
 
   

Adnan Oktar'ın Islam Channel röportajı (21 Haziran 2008)

 

 
 
   

Adnan Oktar'ın Islamonline.Net Sitesi röportajı (26 Aralık 2008)

 

Sayın Adnan Oktar’la röportajı gerçekleştiren İdris Tawfiq (İngiliz), Vatikan’da 5 sene Roman Katolik rahiplik yapmış daha sonra Müslümanlığı seçmiştir. Üniversitelerde “dinler” ile ilgili dersler veren, İngiltere ve Mısır’da birçok gazete ve dergide yazı yazan Tawfiq, aynı zamanda Mısırdaki “Egyptian Mail” (Mısır’ın en eski İngilizce gazetesi) ve Al Azhar Üniversitesinin gazetesi olan Sawt Al -Azhar’a da yazılar yazmaktadır. Tawfiq’in yeni Müslüman olan kişiler için kaleme aldığı kitapları da bulunmaktadır. İdris Tawfiq gerçekleştirdiği röportajda Sayın Adnan Oktar’a; fikri mücadelesi uğruna karşılaştığı zorluklar, devam eden yargı süreci, yaratılış gerçeği ve Darwinizm, Hz. Mehdi’nin geliş alametleri, laikliliğin önemi, Türkiye’de gençlerin imana yönelişindeki gelişmeler, Türk İslam Birliği konusunda son gelişmeler ve İslam’ın geleceği ile ilgili sorular yöneltti.

 
 
   
   
   1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26