Peygamber Efendimiz
(sav)'in Namaz ve Abdest ile İlgili Sözleri
Câbir radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Beş vakit namazın benzeri, sizden birinizin kapısı önünden akıp giden ve her gün içinde beş defa yıkandığı bol sulu bir ırmak gibidir."
(Müslim, Mesâcid 284)
Osman İbni Affân radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim güzelce abdest alırsa, o kimsenin günahları tırnaklarının altına varıncaya kadar bütün vücudundan çıkar."
(Müslim, Tahâret 33. Ayrıca benzer rivayetler için bk. Nesâî, Tahâret 84; İbni Mâce, Tahâret 6)
Osman İbni Affân radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i benim şu abdestime benzer şekilde abdest alırken gördüm. Sonra da şöyle buyurdu: "Bir kimse bu şekilde abdest alırsa geçmiş günahları bağışlanır. Onun namazı ve mescide kadar yürümesi de fazladan kazanç sayılır."
Ebû Züheyr Umâre İbni Ruveybe radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittiğini söyledi: "Güneş doğmadan ve batmadan önce namaz kılan bir kimse cehenneme girmeyecektir." Resûl-i Ekrem bu sözüyle sabah ve ikindi namazlarını kastetmişti.
(Müslim, Mesâcid 213-214. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 9)
Cündüb İbni Süfyân radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sabah namazını kılan kimse Allah'ın himayesindedir. Dikkat et, ey Ademoğlu! Allah, bizzat himayesinde olan bir konuda seni sorguya çekmesin."
Cerîr İbni Abdullah el-Becelî radıyallahu anh şöyle dedi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in yanında idik. Dolunay halindeki aya bakarak şöyle buyurdu: "Siz şu Ay'ı güçlük çekmeden gördüğünüz gibi, Rabbinizi de açıkça göreceksiniz. Güneş doğmadan ve batmadan önceki namazları kaçırmamak elinizden geliyorsa, kesinlikle kaçırmayıp kılınız."
Buhârî'nin bir rivayetinde: "Resûl-i Ekrem, Ay'ın on dördüncü gecesi Ay'a bakmıştı" denilmektedir.
İbni Mes'ud radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e: Hangi ameller daha faziletlidir? diye sordum. "Vaktinde kılınan namaz" buyurdu. "Sonra hangisi?" dedim. "Ana babaya iyilik etmek" cevabını verdi.
Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem öğle namazının farzından önceki dört rekat ile sabah namazının farzından önceki iki rekatı hiç terk etmezdi.
(Buhârî, Teheccüd 34. Ayrıca bk. Nesâî, Kıyâmü'l-leyl 56)
İbni Ömer radıyallahu anhümâ'dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi derece daha faziletlidir."
İbni Ömer radıyallahu anhümâ'dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İslam beş temel üzerine bina kılınmıştır: Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna şahitlik etmek. Namazı dosdoğru kılmak, zekâtı hakkıyla vermek, Allah'ın evi Kâbe'yi haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak."
Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittiğini söyledi: "Ne dersiniz? Birinizin kapısının önünde bir nehir olsa da, o kimse her gün bu nehirde beş defa yıkansa, kirinden bir şey kalır mı?" Sahâbîler: O kimsenin kirinden hiçbir şey kalmaz, dediler. Resûl-i Ekrem: "Beş vakit namaz işte bunun gibidir. Allah beş vakit namazla günahları silip yok eder" buyurdular.
Câbir radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i: "Gerçekten kişi ile şirk ve küfür arasında namazı terketmek vardır" buyururken işittim.
Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i: "Şüphesiz ki benim ümmetim, kıyamet gününde, abdest izlerinden dolayı yüzleri nurlu, elleri ve ayakları parlak olarak çağırılacaktır. Yüzünün nûrunu artırmaya gücü yeten kimse bunu yapsın" buyururken işittim.
(Buhârî, Vudû' 3; Müslim, Tahâret 35)
Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi: Ben dostum sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Mü'minin nuru ve beyazlığı, abdest suyunun ulaştığı yere kadar varır."
(Müslim, Tahâret 40. Ayrıca bk. Nesâî, Tahâret 109)
Peygamber Efendimiz
(sav)'in Şirk ile İlgili Sözleri
(En büyük
günah) Allah seni yaratmış iken, O'na ortak koşmandır.
(Kütüb-i Sitte, Muhtasarı
Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 2.
cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 130)
Allah (z.c.hz.)leri
buyurur: "Bir adam bilse ki Ben kudret sahibiyim,
günahları affederim. O şirk etmedikçe, Ben onu
affederim."
(G.Ahmed Ziyaüddin,
Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul,
1997, 329/1)
Bana göre,
sizin için deccalden daha ziyade korktuğum şeyi
haber vereyim mi? O, gizli şirktir ki, kişinin
kalkıp adamın makamına gösteriş için amel etmesidir.
(G.Ahmed Ziyaüddin,
Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul,
1997, 163/6)
Şirk ümmetimde
düz taşta karanlık gecede karıncaların gezinişinden
daha gizlidir. Alameti, adaletsizlikten dolayı
muhabbet, ve adaletten dolayı da buğz etmektir.
Ve Din, Allah için sevgi ve Allah için buğzdan
başka nedir? Allah Teala buyurdu ki:"Eğer siz
Allah'ı seviyorsanız Bana tabi olun ki Allah da
sizi sevsin.
(G.Ahmed Ziyaüddin,
Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul,
1997, 215/16)
Peygamber Efendimiz'in
Birlik, Beraberlik, Tesanüdle İlgili Sözleri
Atâ el-Horasân anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Musâfaha edin ki (el sıkışın ki), kalplerdeki kin gitsin, hediyeleşin ki birbirinize sevgi doğsun ve aradaki düşmanlık bitsin."
(Muvatta, Hüsnü'l-Hulk 16, (2, 908))
"Allah Katında en sevimliniz dostluk kuran ve kendisiyle dostluk kurulanlarınızdır. Allah nezdinde en sevimsiziniz de arkadaşların arasını açanlardır."
(İhya'u Ulum'id-Din Huccetü'l-İslam, İmam Gazali, cilt. 2, s.365)
"Birbirinize sırt çevirmeyiniz. Birbirinize kin tutmayınız. Birbirinizi kıskanmayınız. Birbirinizle dostluğunuzu kesmeyiniz. Ey Allah'ın kulları kardeş olunuz."
(Müslim İhya'u Ulum'id-Din Huccetü'l-İslam, İmam Gazali, cilt. 2, s.407)
Mü'minler
birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve
birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun
bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da
bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.
(Buharî, Edeb 27; Müslim,
Birr 66)
Birbirinizi
kıskanmayınız, birbirinize kin tutmayınız, birbirinize
çirkin sözler söylemeyiniz, birbirinize sırtlarınızı
dönmeyiniz, kiminiz kiminizi arkasından çekiştirmesin.
Allah'ın kulları kardeşler olunuz.
(Buhari ve Müslim;
Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din,
3. cilt, s. 315)
İman bağlarının
en sağlamı Allah için dostluk, Allah için düşmanlık,
Allah için sevgidir.
(Kütüb-i Sitte, 10.
cilt, s.141)
Allah'a ve
ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet
etmesin. Allah'a ve ahiret gününe imân eden misafirine
ikramda bulunsun. Allah'a ve ahiret gününe imân
eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.
(Buhârî, Edeb, 31,
85; Müslim, Îmân, 74-75)
Hz. Ebû Zerr
(radıyallâhu anh) anlatıyor: Resulullah (aleyhissalâtu
vesselâm) buyurdular ki: "Amellerin en faziletlisi
Allah için sevmek, Allah için buğzetmektir (sevmemektir)."
Resulullah
(aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "İki kardeş
(iki arkadaş) iki el gibidir, biri ötekini yıkar.
(İhya'u Ulum'id-Din
Huccetü'l-İslam, İmam Gazali, cilt. 2, s.365)
Ebu Musa'dan
(şöyle demiştir): Peygamber (S): "Mü'min ile mü'min
(birbirine karşı) duvar gibidir, birbirini sımsıkı
tutarlar" buyurdu da bunu söylerken parmaklarını
birbirine geçirip sımsıkı kilitledi.
(Sahih-i Buhari ve
Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken Yayınları,
İstanbul 1987, Cilt 2 syf.569)
Ebu Musa (el-Eş'ari-R)'dan
rivayet edilmiştir: Peygamber (S) " Mü'minin mü'mine
dayanışması, parçaları birbirine bağlayıp kuvvetlendiren
bina gibidir" buyurdu.
(Sahih-i Buhari ve
Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken Yayınları,
İstanbul 1987)
"Allah'a
ve son güne iman etmekte olan kimse komşusuna
eza etmesin".
(Sahih-i Buhari ve
Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken Yayınları,
İstanbul 1987, Cilt 13 syf.6009)
Ebu Hureyre
şöyle demiştir: Rasulullah (S) şöyle buyurdu:
"Allah'a ve son güne iman etmekte olan kimse konuklarına
ikram etsin. Yine Allah'a ve son güne iman etmekte
olan her kişi hayır söylesin yahud sussun".
(Sahih-i Buhari ve
Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken Yayınları,
İstanbul 1987, Cilt 13 syf.6009)
Ebu hureyre'den
haber verdi ki, Peygamber (S) şöyle buyurmuştur:
"Sizleri zandan sakındırırm. Çünkü zanla söylenen
sözler yalanı daha çok olandır. Birbirinizin eksikliğini
görmeye ve işitmeye çalışmayınız, hususi ve mahrem
hayatınızı da araştırmayınız. Birbirinize hased
etmeyiniz, birbirinize arkanızı çevirip küsmeyiniz,
birbirinize buğz ve düşmanlık da etmeyiniz. Ey
Allah'ın kulları, birbirinizle kardeşler (mesabesinde)
olunuz!".
(Sahih-i Buhari ve
Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken Yayınları,
İstanbul 1987, Cilt 13, syf.6046)
"Kim bir
işe girişmek ister de o hususta Müslüman biri
ile musavere ederse Allah onu işlerin en doğrusunda
muvaffak kılar.'
"Hasedden
kaçının. Çünkü o, ateşin odunu yiyip tükettiği
gibi, bütün hayırları yer tüketir."
(Ebu Davud, Edeb 52,
kütüb-i sitte, 6.cilt s. 325)
"Kim dünyada
bir müminin ayıbını örterse, kıyamet günü Allah
da onun ayıbını örter."
(Ukbe r.a. Kütüb-i
Sitte, 1.cilt, sf. 368)
"Kardeşini
güler yüzle karşılaman, kendi kovandan kardeşinin
kabına su vermen de birer maruftur."
(Tirmizi, Hz. Cabir'den
rivayet etti, Kütüb-i Sitte2. Cilt)
...Ebu Hüreyre
(Radiyallahü anh)'den rivayet edildiğine göre
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur:
"Kim bir müslümandan dünya kederlerinden bir keder
giderirse Allah ondan ahiret günü kederlerinden
bir keder giderecektir. Kim de müslümanı örterse
Allah onu dünya ve ahirette örtecektir. Ve kim
bir fakir borçluya kolaylık gösterirse, Allah
ona dünyada ve ahirette kolaylık gösterecektir.
Kul, (din) kardeşinin yardımında olduğu müddetçe
Allah da onun yardımcısıdır. Kim bir yola giderek
onda ilim ararsa, bu çalışması sebebi ile Allah
ona Cennet'e giden bir yolu kolaylaştıracaktır.
Allah'ın evlerinden birisinde toplanıp Kur'an
okuyarak onu birbirlerine öğreten her cemaatı
melekler ziyaret eder, onların etrafından dönerler,
o toplumun üzerine iç huzuru ve rahatı iner, ilahi
rahmet onları kaplar, katında bulunan melekler
yanında Allah onları (övgü ile) anar. Ameli yüzünden
geri kalan bir kimse nesebi (nin şerefi) ile sür'at
alamaz."
(İbni Mace/ 1. cilt/
syf.389)
Peygamberimiz
(sav)'in Kardeşinin Kusurlarının Araştırmamakla ilgili sözleri
"Müslüman Müslüman'ın kardeşidir. O'na zulmetmez onu yalnız bırakmaz, bir kimse Müslüman kardeşinin ihtiyacını karşılarsa, Allah da ona yardım eder. Bir kimse bir Müslümanın sıkıntısını giderirse, Allah da kıyamet günü onun sıkıntılarından birini giderir. Bir kimse din kardeşinin ayıbını örterse, Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter."
(Tecri'di Sarih:7/360; Riyazüs-Salihin:1/284)
"Birbirinizin özel ve mahrem hayatını araştırmayın."
(Müslim, Birr ve Sıla, 30)
"Her kim bir müslüman kardeşinin ayıp ve kusurlarını, kimsenin görmediği ve görmesini istemediği şeylerini örterse, Allah'u Teâlâ da kıyamet gününde onun ayıplarını örter. Her kim müslüman kardeşinin meydana çıkmasını istemediği birşeyini ortaya çıkarır ve dile verirse; Allah da onun ayıplarını, kimsenin bilmesini istemediği hallerini meydana çıkarır. Bu suretle kendi evi içinde de olsa onu rezil eder. Müslüman kardeşinin ayıplarını örten, bir ölüyü diriltmiş gibidir. "
"Kim bir müslümanın ayıbını dilerse Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter. "
(Ebû Dâvud, Edeb, 39)
"Kim bir ayıp görür de örterse sanki kabrine diri gömülmüş bir yavruya can vermiş gibi olur. "
(Ebû Dâvud, Edeb, 38)
"Kendi ayıbı, insanların ayıbını görmekten alıkoyan kimseye müjdeler olsun"
(Aclûnî, Keşfu'l-Hafa, II, 46)
Peygamberimiz
(sav)'in Tevekkülle ilgili sözleri
Ebû Hureyre
(r.a.) Resûlullah'ın şöyle buyurduğunu haber vermiştir:
"Kuvvetli mü'min, Allah Katında zayıf mü'minden
daha hayırlı, (daha üstün) ve daha sevimlidir.
(Bununla beraber) her ikisinde de hayır vardır.
Sana yararlı olan şeyi elde etmeye çalış. Allah'dan
yardım dile ve asla acz gösterme. Başına birşey
gelirse, ''Eğer (keşke) şöyle yapsaydım, şöyle
olurdu!'' diye hayıflanıp durma. ''Allah'ın takdiri
bu. O, ne dilerse yapar.'' de. Çünkü "eğer (keşke)"
kelimesi, şeytanı memnun edecek işlerin kapısını
açar."
(Müslim, Kader 34.
Tercüme: İsmail L. Çakan, Hadislerle Gerçekler,
Erkam Yayınları, İstanbul 1990, s.231)
"Birşey istediğin
zaman yalnız Allah'tan iste. Yardım dilediğin
zaman Allah'tan dile. Şunu iyi bil ki bütün yaratılmışlar
elbirliği ile sana bir menfaat bahşetmek isteseler,
Allah'ın sana yazdığından daha fazlasını bağışlayamazlar.
Yine yaratılmışların tümü elbirliği ile sana bir
zarar vermek isteseler, Allah'ın sana takdir ettiğinden
fazlasını yapamazlar."
(Tirmizi, Sünen, fi
sıfati'l-Kıyame, 60)
"Ey Ebû Hureyre!
Allah'tan başka hiçbir şeye ümit bağlama. Allah'a
tevekkül eyle. Bir arzun varsa Allah Teâlâ Hazretleri'nden
iste. Allah-ü Teâlâ'nın âdet-i ilâhiyyesi (işi,
kânunu) şöyledir ki; herşeyi bir sebep altında
yaratır. Bir iş için sebebine yapışmak ve sonra
Allah Teâlâ'nın yaratmasını beklemek lâzımdır.
Tevekkül de bundan ibârettir."
(Bera Ibnu'l Azib r.a.
Kütüb-i Sitte, 16. cilt, Sf. 200)
"Mümin kişinin
durumu ne kadar şaşırtıcıdır ! Zira her işi onun
için bir hayırdır. Bu durum sadece mümine hastır,
başkasına değil : Ona memnun olacağı birsey gelse
şükreder, bu ise hayırdır: bir zarar gelse sabreder
bu da hayırdır."
(Suheyb Ibnu Sinan
r.a. kutub-ı sıtte, 2. Cilt , Sf. 208)
Peygamber Efendimiz
(sav)'in Tevazu ile İlgili Sözleri
Allah için
mütevazi olanı Allah yüceltir. Böbürleneni Allah
alçaltır. Allah'ı çok ananı Allah sever.
(İbn Mace İhya'u Ulum'id-Din
Huccetü'l-İslam, İmam Gazali, cilt. 4, s.655)
Allah Teala
Hazretleri güzeldir, güzelliği sever. Kibir ise
hakkın ibtali (hükümsüz bırakılması), insanların
tahkiri (hor görülmesi)dir.
(Kütüb-i Sitte, Muhtasarı
Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 15.
cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 24)
Kişi kendisini
halktan büyük görüp uzak tuta tuta cebbarlar arasına
kaydedilir de, onların başına gelen musibete duçar
olur.
((Tirmizi, Birr 61,
(2001); Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi,
Prof. Dr. İbrahim Canan, 15. cilt, Akçağ Yayınları,
Ankara, s.28) )
İnsanlar ya
cehennem kömüründen başka bir şey olmayan ölmüş
ecdadlarıyla övünmekten vazgeçerler, yahut da
Allah katında, burnuyla pislik yuvarlayan Mayıs
böceğinden daha adi bir dereceye düşerler. Allah
Teala Hazretleri sizden cahiliye kibirini temizledi.
Artık o, muttaki bir mümin veya bedbaht bir facirdir.
İnsanların hepsi Hz. Adem'in evlatlarıdır. Adem
ise topraktan yaratılmıştır.
(Ebu davud, Edeb 120,
(5116); Tirmizi, Menakıb (3950, 3951); Kütüb-i
Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim
Canan, 15. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.29)
Bir adam nefsinin
hoşuna giden birtakım elbise içinde saçları da
yapılmış olarak giderken yürüme sırasında kibire
düşmüştü ki, birden yere battı. Kıyamet kopuncaya
kadar orada zorlukla batmaya devam edecek.
(Buhari, Libas 5; Müslim,
Libas 49, (2088); Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme
ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 15. cilt, Akçağ
Yayınları, Ankara, s. 32)
"Allah Teala
hazretleri, bana: Mütevazi olun, öyle ki, kimse
kimseye zulmetmesin, kimse kimseye karşı böbürlenmesin."
(Iyaz Ibnu Himar r.a.:
Ebu Davud, Edeb 48, Kütüb-i Sitte, 16. Cilt ,
sf. 360)
…Malik'e İbn
Umer'den şöyle haber veriyorlardı: Rasulullah
(S): "Elbisesini kibirle yerlerde sürüyen kimseye
Allah (merhamet bakışı ile) bakmaz" buyurmuştur.
(Sahih-i Buhari, Cilt
13, syf.5846)
...Harise
ibnu Vehb el-Huzai şöyle demiştir: Ben Peygamber(S)'den
işittim: "Size cennet ehline delalet edip bildireyim:
Her zaif olan insanlar tarafından zaif görülen
(mütevazı') mümindir. O şayet Allah bir şey üzerine
yemin etse, Allah muhakkak onu yemininde gerçek
çıkarırdı. Size cehennem ehlini de bildireyim:
Onlar da her katı yürekli, kibirli ve hileci,
ululuk taslayan kimselerdir." buyuruyordu.
(Sahih-i Buhari, Cilt
14, syf.6537)
... Ebu Said(-i
Hudri) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah
(s.a.v.) şöyle buyurdu, demiştir: "Kim Allah Sübhanehu
(rızası) için bir derece tevazu (alçak gönüllülük)
ederse Allah o kimseyi buna karşılık olarak bir
derece yükseltir. Kim de Allah (rızası) hilafına
bir derece kibirlenirse Allah bu kimseyi kibirlenmesine
karşılık olarak bir derece alçaltır ki, nihayet
onu aşağıların en aşağısında kılsın."
(Mace Cilt10, Syf.448)
... Iyaz bin
Himar (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Peygamber
(s.a.v.) onlara bir konuşma yaparak şöyle buyurmuştur:
"Allah (Azze ve Celle): Birbirinize karşı
alçak gönüllülük ediniz ki hiç kimseye üstünlük
taslamasın, diye bana vahiy etti."
(Mace Cilt10, Syf.453)
Peygamber Efendimiz
(sav)'in İman ile İlgili Sözleri
Sana, arşın
altından, cennet hazinelerinden bir söze delalet
edeyim mi? Şöyle dersin: "La havle vela kuvvete
İlla Billah" (Allah'tan başka ne men edecek ve
ne de yapacak bir kuvvet vardır.) O zaman Allah
buyurur ki: "Kulum teslim oldu ve selamet buldu."
(Ramuz el-Ehadis-1,
s. 166/3)
Allah'tan
başka ilah yoktur, o tektir, şeriksizdir. Arz
ve semanın mülkü O'na aittir. Bütün hamdler O'nadır,
O herşeye kadirdir." de... Taşlanmış şeytandan
Allah'a sığın.
(Kütüb-i Sitte, Muhtasarı
Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16.
cilt, s. 311)
Ebu Hüreyre
radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resülullah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Canım
kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki sizler
iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi
sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız
takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim
mi? Aranızda selamı yayınız!"
Allah sizin
ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama
o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.
(Müslim, Birr, 33;
İbn Mâce, Zühd, 9; Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539)
"İman, kalben
bilip tasdik etme, dil ile söyleyip ikrar etme,
beden uzuvlarıyla da amel etmektir."
(Hz. Ali r.a. Kütüb-i
Sitte, 16. Cilt , Sf. 492)
Peygamber Efendimiz
(sav)'in Yalandan Kaçınmak ile İlgili Sözleri
"Eğer siz, Allah ve Resulü'nün sizi sevmesini istiyorsanız, size verilen emaneti yerine veriniz. Söylediğiniz vakit doğru söyleyiniz, komşularınız ile güzel komşuluk yapınız."
"Kıyamet günü Allah Katında mahlukların en sevimsizleri yalancılar, kibirliler ve kardeşlerine karşı sinelerinde amansız kin besleyenler olacak ..."
(İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. Cilt, s.355)
"Kıyamet günü Allah kullarının en sefillerinin şunlara bu sözle, bunlara da şu sözle gelen ikiyüzlü kişilerin olduğunu göreceksiniz."
(İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. Cilt, s.355; Buhari ve Müslim'den)
"Arkadaşına söylediğin bir sözde o seni tasdik ederken senin ona yalan söylemen büyük bir hıyanettir."
(İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. Cilt, s.299)
"Kul yalan söyleye söyleye ve yalanı araya araya Allah Katında pek yalancı yazılır."
(İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. Cilt, s.299)
"Yalan rızkı eksiltir."
(İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. Cilt, s.300)
"Allah adına and içen kişi yeminine sivri sinek kanadı kadar (ufak bir) yalan katarsa bu yalan kıyamet gününe değin kalbinde bir leke olarak kalır."
(İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. Cilt, s.300; Tirmizi ve Hakim'den)
"Sana Allah korkusunu, doğru sözlülüğü, emaneti yerine getirmeyi, ahde vefayı, yemek yedirmeyi ve mütevazi davranmayı, bol bol selam vermeyi tavsiye ederim."
"Siz doğruluğa devam ediniz, çünkü doğruluk muhakkak sahibini hayırlara eriştirir. İyilikler de cennete hidayet eder, götürür. Doğruluğa devam ettikçe ve doğruyu aradıkça Allah Teala'nın indinde sıddik olarak yazılır. Yalandan sakınınız, muhakkak yalan insanı fücura götürür, fücur ise ateşe yani cehenneme götürür, kul yalana devam ettikçe ve yalanı aradıkça indi İlahi'de yalancı yazılır."
"Bir adam Resulullah (sav)'a "Cennet ameli nedir?" dedi. Cenab-ı Peygamber de "sıdkdır, doğruluktur, doğru söz söylemektir. Zira kul doğru söz söyleyince iyilik yapar, lütuf ve ihsanda bulunur, böyle lütuf ve ihsanda bulununca Allah Teala da iman nasip edip Allah'ı tasdik eder ve O'ndan korkup- iyi ameller ve ibadetler yapıp, günahlardan da kaçar, böylece iman sahibi olunca da cennete girer." Yine o zat: "Cehennem ameli nedir?" diye sordu, Cenab-ı Peygamber de: "yalandır, yalan söylemektir. Kul yalan söyleyince fasık olur, facir olur, haram ve maasi (günah) işler. Facir (günahkar), fasık olunca nimet-i İlahiyeyi (Allah'ın nimetini) göremez, tuğyan (bozgunculuk) eder, küfran-i nimet (nimeti inkar) eder. Küfran-i nimet edince de cehenneme girer."
Hiç şüphe
yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete
götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah Katında
sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık
kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür.
Kişi yalan söyleye söyleye Allah Katında kezzâb
(çok yalancı) diye yazılır.
(Buhârî, iEdeb, 69;
Müslim, Birr, 103-104)
Allah Teala'nın
yevm-i kıyamette en mebğuz mahluku yalancı ve
kibirlilerdir ve bir de din kardeşlerine karşı
içlerinde buğz saklayanlardır, siz bunlara mülaki
olursanız siz de onlar gibi davranın. Bunlar Allah
ve Resulüne itaate çağrılsalar gayet ağır davranırlar,
şeytanın yoluna ve emrine çağrılsalar süratle
icabet ederler.
(Mehmed Zahid Kotku,
Hadislerle Nasihatlar, Cilt 1, s. 45)
Peygamber Efendimiz
(sav)'in İslam Dini ile İlgili Sözleri
Din kolaydır.
Kimse dine karşı şedid olamaz. Zira dine mağlub
düşer. (Yani dinin kolaylığına intibak etmeli.
Sıkı tutayım diyen aciz kalır.) Hattı hareketinizi
doğrultun, (hududa) yakın olun.
(Ramuz El-Hadis, 1.
Cilt, s.98)
Kolaylaştırın,
güçleştirmeyin. Müjdeleyin, nefret ettirmeyin.
Birbirinizle iyi geçinin, ihtilafa düşmeyin."
(Hz. Said ibni Ebu
Berde r.a.) (Ramuz El-Hadis 2. Cilt, s. 510)
Peygamber Efendimiz
(sav)'in Kader ile İlgili Sözleri
"Bir nefse
takdir edilmiş şey mutlaka olur !"
(Hz. Cabir r.a. Kütüb-i
Sitte, 16. Cilt, Sf. 499)
"Kul, hayır
ve şerriyle, tatlı ve acısıyla kadere inanmadıkça
imanın halavetini bulamaz."
(Hz. Enes r.a. Kütüb-i
Sitte, 2. Cilt sf. 133)
Peygamber Efendimiz
(sav)'in Ölüm ile İlgili Sözleri
"Ölümü en
çok zikreden ve kendilerine gelmezden önce onun
için en iyi hazırlığı yapanlardır. İşte akıllılar
bunlardır."
Peygamber Efendimiz
(sav)'in Cennet ile İlgili Sözleri
... Kadının boynundaki incilerin bir tanesi garble(Batı) şark(Doğu) arasını aydınlatır... Başında bulunan taçların en küçük incisi de yine şarkla garb arasını aydınlatır.
(Ramuz el-Ehadis-1, s. 99/8)
Bir kerpici gümüş, bir kerpici altın, harcı keskin kokulu misk, döşemesi inci ve yakut, toprağı ise za'feran olup, oraya giren mutlu olur, umutsuz olmaz, ebedi olur, ölmez...
(Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 408/10088)
... Cennetin çakılları inci ve yakuttan, toprağı da zâferan (safran)dır ...
((Tirmizi); Kütüb-i Sitte-14, s. 451/6)
Gurfeler (cennet köşkleri) kırmızı yakut, yeşil zebercet (zümrüt) ve beyaz incidendir. Onlarda hiçbir kusur ve ayıp yoktur. Cennet ehli bunlara, sizin gökte, doğu ve batıdaki parlak yıldızlara baktığınız gibi bakarlar...
(Ramuz el-Ehadis-1, s. 225/6)
Cennette öyle köşkler vardır ki, içindeki dışındakini, dışındaki içindekini görür...
(Ramuz el-Ehadis-1, s. 125/9)
Cennette gurfeler vardır. Dışları içlerinden, içleri dışlarından görünür.
(Kütüb-i Sitte-14, s. 447/2)
Cennette bir köşk vardır. Etrafı burçlar (hisar, kule), otluk, sulak yerlerle çevrilidir. Beş bin de kapısı vardır...
(Ramuz el-Ehadis-1, s. 125/5)
Bir gün Resulullah, "Cennette öyle köşkler vardır ki, ne kendisini yukarıya bağlayacak çengelleri ve ne de altında direkleri vardır" buyurdu. Bunu dinleyen Ashab, "Ey Allah'ın Resulü, o köşklerin ehli oraya nasıl girecek?" diye sordu. Resulullah (a.s.m.), "Onlar kuşlar misali uçarak girecekler" buyurdu.
Cennette "Reyyan" denilen bir nehir vardır. Üzerinde mercandan bir şehir kurulmuştur. Onun altın ve gümüşten yetmiş bin kapısı bulunur. İşte bu, hamil'i Kur'an'a mahsustur.
(Ramuz el-Ehadis-2, s. 326/4)
Cennet binalarının bir tuğlası altın, bir tuğlası gümüş, harcı misk, çakılı inci ve yakut ve toprağı da safrandır...
(Ramuz el-Ehadis-1, s. 200/6)
Cennette altından bir direk ve üzerinde zebercedden (zümrüt cinsinden parlak, yeşil, kıymetli bir taş) şehirler vardır ki, onlar cennete yıldızlar gibi ışık verirler...
(Ramuz el-Ehadis-1, s. 125/6)
Cennetin içinde inciden bir saray vardır. O sarayın içinde kırmızı yakuttan yetmiş konak vardır. Her konağın içinde yeşil zebercedden (zümrüt cinsinden parlak, yeşil, kıymetli bir taş) yetmiş ev vardır. Her evin içinde yetmiş taht, her taht üzerinde de her renkten yetmiş yatak vardır. Her evin içinde yetmiş sofra, her sofranın üzerinde de yetmiş çeşit yemek vardır. Keza her evin içinde yetmiş adet hizmetçi vardır...
(Tezkireti'l Kurtubi, s. 323/554)
Muhakkak ki cennet saraylarından bir sarayın içinde yetmiş menzil (yer, dünya, ev) bulunur. Her menzilde, içerisine girilmek üzere yetmiş kapı, her kapının da diğerinden girmekte olan kokudan başka cennet kokularından koku girer...
(Tezkireti'l Kurtubi, s. 323-324/555)
Muhakkak ki cennette (mümin için) içi boşaltılmış bir tek inciden bir çadır vardır. Bu çadırın eni altmış mil (yaklaşık 100 km) mesafe genişliğindedir. Bunun her köşesinde (mümine mahsus) birtakım ev halkı vardır ki onlar başkalarını (yani birbirlerini) göremezler. (Ancak) Mümin onları dolaşıp ziyaret eder.
(Tezkireti'l Kurtubi, s. 325/560)
Cennette mü'minin yüksekliği altmış mil (yaklaşık 100 km) olan bir inci çadırı vardır.
(Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 408/10091)
Genişliği de öyle (yani altmış mildir). Orada mü'minin aileleri bulunacak. Mü'min onları bir bir dolaşacak...
([(Buhari, Müslim ve Tirmizi); Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 408/10092)
Cennet ehlinden derecesi en düşük olanın seksen bin hizmetçisi vardır. Onun için inciden, zebercedden (zümrüt benzeri kıymetli bir taş) ve yakuttan bir çadır kurulur. Bu çadır, Câbiye'den San'a'ya kadar uzanan bir büyüklüktedir.
((Tirmizi), Büyük Hadis Külliyatı- 5, s. 412/10114)
Muhakkak cennette bir çarşı vardır ki melekler orayı ziyaret ederler. Orada gözlerin mislini görmediği, kulakların duymadığı ve kalplere gelmeyen nimetler vardır. Canımızın istediği herşey bize getirilir. Fakat orada satılan ve satın alınan hiçbir şey yoktur. O çarşıda cennet halkının bazısı diğer bazısı ile karşılaşır. Yüksek menzil ve mevki sahibi döner de mevki bakımından kendinden aşağı derece olan kimse ile karşılaşır. Onların içinde herhangi bir şeyi eksik olan kimse yok ki karşılaştığının üzerine gördüğü süs elbiselerinden dolayı rahatsız olsun. Sözünün sonu gelmeden üzerinde daha güzel bir kıyafet bürünür. Şu muhakkak ki cennette hiçbir kimsenin üzülmesi, kederlenmesi yoktur.
(Tezkireti'l Kurtubi, s. 325-326/563)
Şüphesiz ki cennette bir çarşı vardır. Fakat orada hiçbir şeyi satın almak ve hiçbir şeyi satmak yoktur. Ancak erkekler ve kadınlar suret ve şekilleri vardır. Binaenaleyh orada hangi kılığı istediğinde ona girecektir
(Tezkireti'l Kurtubi, s. 326/564)
Muhakkak cennette öyle çarşılar var ki orada alışveriş yoktur. Fakat cennet ahalisi oraya vardığı zaman taze ve parlak inci ve misk toprak üzerine yaslanarak otururlar. Dünyada oldukları gibi o cennetlerde tanışırlar. Dünyada nasıl olduklarını ve Rablerine ibadetlerinin nasıl olduğunu, geceleri nasıl ihya ettiklerini, gündüzleri nasıl oruç tuttuklarını, dünyanın zenginliği ile fakirliğinin nasıl olduğunu, ölümün nasıl olduğunu ve ... nasıl cennet ahalisinden olduklarını konuşup müzakere (ve sohbet) ederler.
(Tezkireti'l Kurtubi, s. 326/565)
Sidretü'l-Münteha ağacının meyvesinden her bir meyve yarılınca içinden yetmiş iki renk ve çeşit yemek çıkar ki orada öbürüne benzeyen hiçbir renk ve çeşit yoktur.
(Tezkireti'l Kurtubi, s. 312/517)
... Cennetin meyvesindan koparınca, yerine yenisi biter.
(Ramuz el-Ehadis-1, s. 98/9)
Bir köylü Arap, "Ey Allah'ın Resulü cennetin içinde meyve var mıdır?" diye sordu. Resulullah:
"Evet Tuba denilen bir ağaç vardır" buyurdu. O zat:
"Ya Resulullah bizim arazimizdeki hangi ağaç ona benzer?" dedi.
Resulullah:
"Senin arazindeki ağaçlardan hiçbir şey ona benzemez. Fakat sen hiç Şam'a geldin mi? Çünkü orada ceviz denilen bir ağaç var ki bir gövde üzerine biterek yukarısı -yani dalları- yayılır. İşte bu ağaç Tuba ağacına benzer" buyurdu. O zat:
"Ya Resulullah, o ağacın dip gövdesinin kalınlığı ne kadardır?" dedi. Allah'ın Resulü:
"Senin ev halkının develerinden beş yaşına basan genç bir deve yola çıksa dibini dolaşıp kuşatamaz da nihayet ihtiyarlığından boynu kırılır" buyurdu. Köylü Arap:
"Cennette üzüm var mı?" diye tekrar sordu. Resulullah:
"Evet vardır" buyurdu. O zat:
"O üzümün salkımının büyüklüğü ne kadardır?" dedi. Resul-i Ekrem:
"Alaca karganın hiç durmadan bir aylık uçup gideceği mesafe kadar" buyurdu. O zat:
"O üzümün taneleri(nin büyüklüğü) ne kadardır?" dedi. Allah'ın Resulü:
"Büyük kova gibidir" buyurdu. O zat:
"Ey Allah'ın Resulu, o üzüm tanesi beni ve ev halkımı muhakkak doyurur" dedi. Resulullah:
"Evet seni ve ev halkını ve akrabanın ekserisini doyurur… Cennetin hurması ağacın dibinden dallarına doğru intizamlı bir şekilde yığılıp istif edilmiştir. Meyveleri büyük testiler misalidir. Ne zaman bir meyve koparılsa yerine başkası gelir. Cennetin suyu çukur olmayan yerlerden akar. Cennet üzümünün her bir salkımı on iki arşındır."
(Tezkireti'l Kurtubi, s. 312-313/518)
Bir kişi, "Ya Resulullah cennetin içinde hurma var mıdır? Çünkü ben hurmayı seviyorum" diye sordu. Resulullah:
"Evet vardır. ... cennet hurmalarının altından dalları vardır. Budaklarının başları altındandır. Altından budakları vardır. Alemlerden herhangi bir kimsenin görmekte olduğu elbiselerin en güzeli gibi yaprakları vardır. Altından hurma salkımları vardır. Hurma salkımlarının çöpü de altındandır. Altından hurma tanesinin dibinde yapışık pul gibi şeyler vardır. Büyük küpler gibi meyveler var ki (onlar) köpükten yumuşak, baldan tatlıdır."
(Tezkireti'l Kurtubi, s. 315/522)
Cennetteki hurma ağacının dalları kırmızı altındır. Sapları yeşil zümrüttür. Yaprakları ipek gibidir. Meyvesi kule gibi iri taneli, kaymaktan yumuşak ve çekirdeksizdir.
(Ramuz el-Ehadis-2, s. 451/4)
Cennette hurma ağaçlarının dalları yeşil zümrüttür. Budakları kırmızı altındır. Yaprakları cennet ahalisi için giyecek kıyafetleridir. Onun bir kısmı kısa (iç) elbiseleri, bir kısmı da içi astarlı dış elbiseleridir. Cennet hurmasının meyvesi büyük testiler ve kovalar gibidir. Sütten daha beyaz, baldan tatlı, köpükten yumuşaktır. İçinde de çekirdek yoktur.
(Tezkireti'l Kurtubi, s. 314)
Peygamber Efendimiz (sav) bir tabak incir hediye edilip ondan yedi ve sahabelerine: "Bundan yeyiniz. Eğer ben bir meyvenin cennetten indiğini söylersem işte cennetten inen meyve bu incirdir." buyurdu.
(Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 313)
Karpuzdan faydalanınız ve ona ta'zim (saygı) ediniz. Çünkü onun suyu cennetten, tadı da cennet tadındandır... karpuz cennet (meyvelerin)dendir.
(Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 313)
Dünyada cennet meyvesine benzeyen şey ancak muzdur. Çünkü Allah Teala (cennetin yemişi hakkında), "Onun yemişleri devamlıdır", buyurmuştur. Sen ise muzu, yaz ve kış senenin her mevsiminde bulabilmektesin.
(Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 312-313)
Cennet halkının ekmek katığının en faziletlisi, en nefisi ettir. Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun.
(Tezkireti'l Kurtubi, s. 363/654)
Cennette senin canın kuş isteyecek. Hemen kızartılmış olarak önüne getirilip konacaktır.
(Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 414/10123)
Cennetteki huriler yakut ve mercan gibidirler. Adam onlardan birinin yüzüne bakar da, kendini onun yanağında, aynada gördüğünden daha berrak görür. Onların incilerinin en ednası (en küçük, en önemsiz) şark ile garbi ışıklandırır.
... Ona giren nimete mazhar olur, eziyet görmez, ebediyet kazanır, ölümle karşılaşmaz. Elbisesi eskimez, gençliği kaybolmaz.
((Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 451/6)
"Ya Resulullah! Allah Teala'nın: 'İri gözlü hurilerdir' (Vakıa Suresi, 22) sözünü bana anlat" dedim.
"Onlar beyaz tenli, iri gözlü, kara kuşun kanatları gibi sürmelidir" dedi.
"Ya Resulullah! Allah'ın: 'sanki o kadınlar birer yakut ve mercandır' (Rahman Suresi, 58) ayetini anlat" dedim.
"Onlar el değmemiş sedefteki inci gibi güzeldirler" dedi.
"Ya Resulullah! Allah'ın: 'O cennetlerde iyi ahlaklı güzel kadınlar vardır' (Rahman Suresi, 70) ayetini anlat" dedim.
"Onlar çok güzel huylu ve güzel yüzlüdürler" buyurdu.
"Ya Resulullah! Allah'ın: 'Onlar, toz konmamış yumurta gibidirler' (Saffat Suresi, 49) ayetini anlat" dedim.
"Onlar yumurtanın zarı gibi beyaz ve naziktirler" dedi.
"Ya Resulullah! Allah'ın: 'Kocalarına sevimli ve birbirlerinin akranıdırlar' (Vakıa Suresi, 37) ayetini söyle" dedim.
"Onlar dünyada ihtiyar, gözleri çapaklı, saçları ağarmış ve zayıf olarak ölmüşken, Allah onları cennette bakire, kocalarına sevimli, aşık ve bağlı, birbirlerinin akranı kılacak" buyurdu.
"Ya Resulullah! Dünya kadınları mı üstündür, yoksa iri gözlü huriler mi?" dedim.
"Elbisenin yüzü astarından kıymetli olduğu gibi, dünya kadınları da hurilerden üstündürler" dedi.
"Neden ya Resulullah?" dedim, şöyle açıkladı:
"Namazları, oruçları ve Allah'a ibadetleri sebebiyle Allah onların yüzlerini nurlandırır, kendilerine ipek elbiseler giydirir. Onların tenleri beyaz, elbiseleri yeşil, ziynetleri sarı, buhurdanlıkları (tütsülükleri) inci ve tarakları altındır. Onlar şöyle söylerler:
"Biz burada ebedi kalacağız. Biz sevimli ve mutluyuz. Asla üzülüp sıkılmayız. Başka aleme göçmeden hep burada kalacağız. Biz bu halimizden memnunuz ve herşeye razıyız. Hiç kimseye kızmaz ve öfkelenmeyiz. Ne mutlu kendilerine eş olduğumuz ve bize eş olan kimselere."
(Gençlik ve Ölüm, s. 422-423)
... Hurilerden her kadının üzerinde yetmiş kat elbise vardır ki birinin rengi diğerinde yoktur. Keza kendisine diğerinde bulunmayan yetmiş çeşit renkli koku verilir. Hurilerden her kadın için, inci ile süslenmiş kırmızı yakuttan yetmiş taht, her taht üstünde yetmiş döşek, her döşek üzerinde koltuk vardır. Hurilerden her kadın için ihtiyacı ve hizmeti için yetmiş bin hizmetçi kız ve yetmiş bin hizmetçi erkek vardır. Her hizmetçinin beraberinde, içinde çeşitli yemek bulunan altından tepsiler vardır ki müminlerden biri öbüründe önceki kapta bulamadığı tadı, lezzeti bulur...
(Tezkireti'l Kurtubi, s. 333/591)
Cennet ehlinin bir çarşısı vardır. Her Cuma oraya gelirler. Derken kuzey rüzgarı eser, elbiselerini ve yüzünü okşar. Bunun tesiriyle hüsün (güzellik) ve cemalleri (yüz güzelliği) artar. Böylece ailelerine, daha da güzelleşmiş olarak dönerler. Hanımları: "Vallahi, bizden ayrıldıktan sonra sizin cemal ve güzelliğiniz artmış!" derler. Erkekler de:
"Sizler de Allah'a kasem (yemin) olsun, bizden sonra çok daha güzelleşmişsiniz." derler.
(Müslim), Kütüb-i Sitte-14, s. 433/16)
... Eğer cennet ehli kadınlarından bir kadın yer ehline görünseydi, dünyayı ve içindekileri aydınlığa boğar ve ikisinin arasını da güzel koku ile doldururdu...
((Tirmizi), Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 409/10095)
... Orada muazzam köşkler, geniş nehirler, bol ve olgun meyveler, güzel ve dilber zevceler (kadın, eş), ebedi pek çok ve renkli güzel elbiseler vardır. Orası yüksek, güzel ve selim yurtlardan parlak hayat sürülen bir yerdir...
(Ramuz el-Ehadis-1, s. 170/1)
... Onların içinde herhangi bir şeyi eksik olan kimse yok ki karşılaştığının üzerinde gördüğü süs elbiselerinden dolayı rahatsız olsun. Sözünün sonu gelmeden üzerinde daha güzel bir kıyafet bürünür...
(Tezkireti'l Kurtubi, s. 325-326/563)
... Cennetin giyecekleri dokunmaz. Cennetin meyveleri yarılır da ondan elbise çıkar...
(Tezkire-i Kurtubi-1, s. 21)
Cennette hurma ağaçlarının dalları yeşil zümrüttür. Budakları kırmızı altındır. Yaprakları cennet ahalisi için giyecek kıyafetleridir. Onun bir kısmı kısa (iç) elbiseleri, bir kısmı da içi astarlı dış elbiseleridir...
(Tezkireti'l Kurtubi, s. 314)
... Üzerinde yetmiş kat elbisesi olur. En aşağısı Tuba ağacından yapılmış, gelincik çiçeği gibi...
(Ramuz el-Ehadis-1, s. 99/8)
Cennette öyle bir ağaç var ki bir süvari gölgesinde yetmiş yahut da yüz sene gider (de bitiremez). O huld -ebedilik- ağacıdır... Cennette bir ağaç var ki, bir kimse dört yaşına girmiş bir dişi deve yavrusuna yahut da beş yaşına girmiş olan bir dişi deveye binmiş olsa da sonra ağacın dip tarafındaki gövdesini dönmeye başlasa hareket ettiği yere ulaşmadan deve ihtiyarlayarak düşer... Onun taze dalları cennet surlarının ötesindekilere ulaşmaktadır. Cennetteki her ırmak muhakkak o ağacın dibinden çıkmaktadır...
(Tezkireti'l Kurtubi, s. 311/513)
Cennette bir ağaç vardır ki, binekli bir kimse yüzyıl gölgesinde yürüse onu katedemez. İsterseniz şu ayeti okuyun: "Daimi gölgededirler, çağlayıp duran su başlarındadırlar."
((Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 427/9)
... Tuba cennette bir ağaçtır. Büyüklüğü yüz yıllık yer tutar. Ve cennet elbiseleri de onun tomurcuklarından yapılır.
(Ramuz el-Ehadis-2, s. 313/7)
... Cennet ağaçlarının dip gövdesi inci ve altın, yukarısı da meyvedir.
(Tezkireti'l Kurtubi, s. 315/523)
Cennette hiçbir ağaç yoktur ki gövdesi, altından olmasın.
((Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 427/10)
Bu ağaçların dalları kurumaz, yaprakları dökülmez, suyu kaybolmaz, meyvesi tükenmez.
(İlahi Dinlerde Cennet İnancı, s. 54)
Cennet ırmakları, misk dağlarının yahut da misk tepelerinin altından çıkar.
(Tezkireti'l Kurtubi, s. 307/501)
Ehli cennetin ziynetleri, abdest suyunun eriştiği abdest yerlerini bulur.
(Ramuz el-Ehadis-1, s. 247/7)
Cennette altından
bir direk ve üzerinde zebercedden (zümrüt cinsinden
parlak, yeşil, kıymetli bir taş) şehirler vardır
ki, onlar cennete yıldızlar gibi ışık verirler...
(Ramuz el-Ehadis-1,
s. 125/6)
Cennette,
yay kadar bir yer, Güneş'in üzerine doğduğu veya
battığı şeyden (dünyadan) daha hayırlıdır.
(Kütüb-i Sitte-14,
s. 429/2)
Gümüş tuğladan
ve altın tuğladan! Harcı da kokulu misk. Cennetin
çakılları inci ve yakuttan, toprağı da zâferandır...
((Tirmizi), Kütüb-i
Sitte-14, s. 451/6)
Sana, arşın
altından, cennet hazinelerinden bir söze delalet
edeyim mi? Şöyle dersin: "La havle vela kuvvete
İlla Billah" (Allah'tan başka ne men edecek ve
ne de yapacak bir kuvvet vardır.) O zaman Allah
buyurur ki: "Kulum teslim oldu ve selamet buldu.
(Ramuz el-Ehadis-1,
s. 166/3)
Ehli cennetin
en aşağı dereceli olanının cennetteki mülkünü
temaşası (seyretmesi, gezmesi) iki bin sene sürer
ve bu mülkün en uzak kısmını en yakını gibi görür...
(Ramuz el-Ehadis-1,
s. 113/8)
Eğer cennette
olan şeylerden bir tırnaklık miktar görünseydi
yer ile gök arasını süse boğardı. Eğer cennet
ehlinden bir adam görünüp bileziklerini gösterseydi,
Güneş'in yıldızların ışıklarını bastırdığı gibi
Güneş'in ışığını bastırırdı.
((Tirmizi), Büyük Hadis
Külliyatı-5, s. 409/10096)
Cennetliklerin başlarında taçlar vardır. Taçtaki tek inci, meşrık (Doğu) ile mağrib (Batı) arasını aydınlatır.
((Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 451/6)
Peygamber Efendimiz
(sav)'in Güzel Ahlakla İlgili Sözleri
Ebü Hüreyre
radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resulullah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kendisini
(doğrudan) ilgilendirmeyen şeyi terketmesi, kişinin
iyi Müslüman oluşundandır."
(Tirmizî, Zühd 11.
Ayrıca bk. İbni Mace, Fiten 12)
Rivâyete göre,
Nebî Salla'llahu aleyhi ve sellem'e bir kişi:
Yâ Resûlu'llah! Bana nasîhat buyur, temennîsinde
bulundu. Resûl-i Ekrem: Gazablanma (titizlenme
sakın.) buyurdu. Bunun üzerine o kişi, Resûl-i
Ekrem'e tekrar tekrar nasîhat temennîsinde bulundu
(her def'asında) Resûl-i Ekrem: Gazablanma, buyurdu.
Rabbim bana
dokuz şey emretti: Gizli halde de aleni halde
de Allah'tan korkmamı, öfke ve rıza halinde de
adaletli söz söylememi, fakirlikte de zenginlikte
de iktisat yapmamı, benden kopana da sıla-ı rahim
(dostluk) yapmamı, beni mahrum edene de vermemi,
bana zulmedeni affetmemi, susma halimin tefekkür
olmasını, konuşma halimin zikir olmasını, bakışımın
ibret olmasını, marufu (doğru ve güzel olanı)
emretmemi.
(Kütüb-i Sitte, Muhtasarı
Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16.
cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 317)
Sana zulmedeni
affet. Sana küsene git, sana kötülük yapana iyilik
yap. Aleyhine de olsa hakkı söyle.
(Kütüb-i Sitte, Muhtasarı
Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16.
cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 317)
Her nerede
olursan ol Allah'tan ittika et ve kötülüğün arkasından
iyilik yap, bu onu yok eder. İnsanlara iyi ahlakla
muamele et.
(Kütüb-i Sitte, Muhtasarı
Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16.
cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 328)
"İnsanlara
güzel ahlakla muamelede bulun.
(İbni Kesir, Sire,
4:194-195; Salih Suruç, Kainatın Efendisi Peygamberimizin
Hayatı, Yeni Asya Yayınları, İstanbul, 1998, s.507)
Peygamberimiz
(sav), Yemen'e gönderdiği elçilerine şunları tavsiye
etmiştir: "Sirke balı bozduğu gibi, kötü huy da
ameli ifsad eder."
(İbn Hıbban; Huccetü'l
İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. cilt,
Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul
1998, s. 111)
Müminin şerefi
dini, asaleti güzel ahlakı, mürüvveti de aklıdır.
(İbn Hıbban, Hakim;
Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din,
3. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi,
İstanbul 1998, s. 111-112)
Rıfk (yumuşaklık,
mülayimlik) bir şeye girdi mi, onu mutlaka tezyin
eder, bir seyden de çıkarıldı mı, onu mutlaka
kusurlu kılar.
(Kütüb-i Sitte, Prof.
Dr. İbrahim Canan, cilt 7, s. 292)
" Allah'a
takva ve güzel ahlak." (En ziyade neyin insanları
cennete sokacağını soruyorlar.)
(Tirmizi, Birr 62,
kutub-ı sıtte, 16. Cilt , sf. 329)
Ruhumu kudret
altında tutan Allah'a yemin ederim ki cennete
sadece güzel ahlak sahipleri girer.
Tirmizi; Huccetü'l
İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt,
Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul
1998, s.792
Müminin mizanında
en ağır basacak şey güzel ahlaktır. Muhakkak ki,
Allah Teala işi ve sözü çirkin olan ve hayasızca
konuşan kimseye buğz eder"
G.Ahmed Ziyaüddin,
Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul,
1997, 15/9
İmanın kemali,
güzel ahlakladır.
G.Ahmed Ziyaüddin,
Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul,
1997, 344/4
Güzel ahlak
hataları eritir. Suyun buzu erittiği gibi. Fena
ahlak ta ameli bozar. Sirkenin balı bozduğu gibi.
(Hz.İbni Abbas r.a.)
Ramuz el-Hadis s.215
"Sizler
insanları mallarınızla memnun edemezsiniz, onları
güzel yüz ve güzel huyla hoşnut edersiniz."
Bezzar, Ebu Yala, Taberani;
Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din,
3. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi,
İstanbul 1998, s. 111
"Allah
Teala kolaylık gösteren ve güler yüzlü kişiyi
sever."
Huccetü'l İslam İmam
Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr.
Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998,, s.444
"Her nerede
olursan ol Allah'tan ittika et ve kötülüğün arkasından
iyilik yap, bu onu yok eder. İnsanlara iyi ahlakla
muamele et."
(Hz. Ebu Zerr r.a.
: Tirmizi, Birr 55 Kütüb-i sitte, 16. Cilt , sf.
328)
"Yiyiniz,
tasadduk ediniz, giyiniz. Fakat bunları yaparken
israfa ve tekebbüre kaçmayınız".
(Ibnu Amr Ibni'l-As
r.a. : Nesai, Zekat 66 : Buhari, Libas 1, Kütüb-i
sitte, 16. Cilt Sf. 361)
"(Şaka sırasında
da olsa) haktan başka birşey söylemem."
...Abdullah
ibn Umer şöyle demiştir: Bir kimse Peygamber (S)'e:
Ben alışveriş işlerinde aldatılıyorum, dedi. Peygamber
de ona: "Sen bir şey satın almak istediğin zaman:
(İslam'da) aldatma yoktur, de" buyurdu. Bundan
sonra artık o zat bu sözü söyler oldu.
(Sahih-i Buhari, Cilt
5, syf.2225)
...Enes bin
Malik (Radiyallahü anh)'den:
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in şöyle
buyurduğu rivayet edilmiştir:
"Sizin hiç biriniz kendi nefsi için arzuladığını
(din) kardeşi için de – yahut buyurdu ki komşusu
için de - istemedikçe (tam) iman etmiş olamaz."
(İbni Mace/ 1. cilt/
syf.113)
... Cerir
bin Abdillah el-Beceli (r.a.)'den rivayet edildiğine
göre; Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu, demiştir:
"Kim yumuşaklıkla muamele etmekten mahrum olursa
hayırdan mahrum olur.
(Mace Cilt 9, Syf.475)
"... Abdullah
bin Amr bin el-As (r.a.)'dan rivayet edildiğine
göre; resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur.
İslam dinine erdirilen, yetecek derecede rızkı
verilen ve buna kanaatkar olan kimse muhakkak
felah bulmuştur."
(Mace Cilt10, Syf.415)
... Amr bin
Şüayb'in dedesi (Abdullah bin Amr bin el-As) (r.a.)'den
rivayet edildiğine göre; Resulullah (s.a.v.) şöyle
buyurdu, demiştir:
"Yeyiniz, içiniz, sadaka veriniz ve giyininiz,
buna israf ve kibir karışmadıkça."
(Mace Cilt 9, Syf.385)
Peygamber Efendimiz
(sav)'in Sevgi, Merhamet ve Adalet ile İlgili Sözleri
Resulullah
(aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Biriniz
kardeşinin ahlakını (Allah için) seviyorsa bunu
kendisine söylesin.
Size vermekte
olduğu nimetlerinden ötürü Allah'ı sevin, beni
de Allah beni sevdiği için seviniz.
(Tirmizi; Huccetü'l
İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 4. cilt,
s.594)
Resulullah
bir kere dua ederken şöyle buyurdu: "Ya Rabbi!
Bana Kendi sevgini, sevdiklerinin sevgisini ve
beni Senin sevgine yaklaştıracakların sevgisini
ihsan eyle ve Kendi sevgini bana hararetten, susuzluktan
yananların, soğuk suya kavuşmasını istemelerinden
sevgili kıl.
(İmam Gazali, Kimya-yı
Saadet, s. 594 ((2) VI/253) ((5) VI/253)
Kalbinin yumuşamasını
sever misin? Yetime merhamet et, onun başını okşa
ve ona yediğinden yedir. Kalbin yumuşar.
" Kardeşini
güler yüzle karşılaman, kendi kovandan kardeşinin
kabına su vermen de birer maruftur."
Tirmizi, Hz. Cabir'den
rivayet etti kutub-ı sıtte, 2. Cilt
" Mümin kişi,
diğer mümine karşı duvar gibidir, birbirlerini
takviye ederler."
(Nesai kutub-ı sıtte,
2. Cilt , Sf. 374)
Size vermekte
olduğu nimetlerinden ötürü Allah'ı sevin, beni
de Allah beni sevdiği için seviniz.
Tirmizi; Huccetü'l İslam
İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 4. cilt, Çeviri:
Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998,
s.594
Allah uğrunda
birbirine muhabbet eden kimseler, O'nun gölgesinden
başka gölge olmayan günde, O'unu Arş-ı Alâsının
gölgesindedirler. Kendilerine nurdan kürsüler
kurulur. Onların Rableri ile olan meclislerine,
Peygamberler, sıddıklar ve şehidler bie imrenirler.
(Hz. Muaz İbni Cebel
r.a.) Ramuz El-Hadis s.233
"Mümin
kendisi için sevdiğini kardeşi için de arzular."
Buhari ve Müslim; Huccetü'l
İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. cilt,
Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul
1998, s. 152
"Hediyeleşin,
birbirinizi sevin. Birbirinize yiyecek hediye
edin. Bu, rızkınızda genişlik hasıl eder."
Kütüb-i Sitte, Muhtasarı
Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16.
cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.239
"Ziyaretleşin,
hediyeleşin. Çünkü ziyaret sevgiyi perçinler,
hediye de kalpteki kötü duyguları söker atar."
Kütüb-i Sitte, Muhtasarı
Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16.
cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.239
"Birbirinizi
kıskanmayınız, birbirinize kin tutmayınız, birbirinize
çirkin sözler söylemeyiniz, birbirinize sırtlarınızı
dönmeyiniz, kiminiz kiminizi arkasından çekiştirmesin.
Allah'ın kulları kardeşler olunuz."
Buhari ve Müslim; Huccetü'l
İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. cilt,
Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul
1998, s. 315
"Sizden
önceki toplumların derdi size de bulaştı: Haset
ve kin. Kin beslemek kökten kazıyan şeydir. Allah'a
yemin ederim ki iman etmedikçe cennete giremezsiniz.
Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olamazsınız.
Size birbirinizi seveceğiniz bir şeyi haber vereyim
mi? Aranızda selamı yayın."
Tirmizi; Huccetü'l
İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. cilt,
Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul
1998, s. 425
Mü'minler
birbirlerine muhabbetli ve hayırlıdır, evleri
ve bedenleri ayrı olsa da. Facirler ise birbirlerini
aldatıcıdırlar. Evleri ve bedenleri toplu olsa
da. Ve birbirleriyle mücadele ederler.
(Hz. Enes r.a.) Ramuz
El-Hadis s.233
Merhamet edin,
merhamet olunasınız. Af edin, af olunasınız. Yazık,
laf ebesi olanlara. Yazık günahlarına bilerek
devam edip, istiğfar etmeyenlere.
G.Ahmed Ziyaüddin,
Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul,
1997, 70/10
Kolaylaştırın,
güçleştirmeyin. Müjdeleyin, nefret ettirmeyin.
Birbirinizle iyi geçinin, ihtilafa düşmeyin.
Hz. Said İbni Ebu Berde;
G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca
Yayınevi, İstanbul, 1997, 510/5
Allah yoluna
birbirlerini sevenler, arşın gölgesinden başka
gölge olmayan o günde, arşın gölgesindedirler.
Nurdan münberler üzerinde. Onların mekanlarına
Nebiler ve Sıddıklar gıbta ederler.
(Hz. Muaz r.a.) Ramuz
El-Hadis s.233
Allah yolunda
muhabbet edenler, Arşı Alâ etrafında yakuttan
kürsüler üzerinde olurlar.
(Hz. Ebu Eyyub r.a) Ramuz
El-Hadis s.233
"Sana
zulmedeni affet. Sana küsene git, sana kötülük
yapana iyilik yap. Aleyhine de olsa hakkı söyle."
Kütüb-i Sitte, Muhtasarı
Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16.
cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 317
"Fakirleri
seviniz ve onlara yakın olunuz. Siz onları severseniz,
Allah da sizi sever. Siz onlara yakın olursanız,
Allah da size yakın olur. Siz onları giydirirseniz,
Allah da sizi giydirir. Siz onları yedirirseniz,
Allah da sizi yedirir. Siz cömert olunuz ki, Allah
Teala da size karşı cömert olsun."
G.Ahmed Ziyaüddin,
Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul,
1997, 17/15
"Zulümden
kaçının. Zira zulüm, kıyamet günü karanlıklar
olacaktır. Cimrilikten de kaçının, zira cimrilik,
sizden öncekileri helak etmiş, onları birbirlerinin
kanlarını dökmeye, haramlarını helal addetmeye
sevk etmiştir."
Muslim, Birr 56; Kütüb-i
Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim
Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 357
Mü'min alicenaptır
ve kerimdir (Hüsnü zannı sebebile aldanır). Facir
ise hilekardır.
(Hz. Ebu Hüreyre r.a.)
Ramuz El-Hadis s.230
Mü'min her
halinde hayır üzerindedir. Ruhu, Allah Azze ve
Celleye hamd eder olduğu halde, iki yanı arasında
kabzolunur.
(Hz.İbni Abbas r.a.)
Ramuz El-Hadis s.230
Mü'min omuzları
yumuşak kimsedir (iyi geçimlidir). O din kardeşine
rahatlık verir. Münafık ise uzak durur. Ve kardeşine
sıkıntı verir. Mü'min selâm vermekte atılgandır.
Münafık ise bakar ki 0nce kendisine versinler.
(Hz. Enes r.a.) Ramuz El-Hadis
s.230
Maruf (iyilik)
cennet kapılarındandır. Ve fena ölümü defeder.
İyilik ismi gibi iyidir. Ve dünyada iyilik adamı
olan ahirette de iyilik ehli olur.
(Hz.İbni Şihab r.a.)
Ramuz El-Hadis s.236
"Ey insanlar
dikkat ediniz! Rabbiniz tektir. Arabın, Arab olmayana,
Arab olmayanın Arab'a, siyahın kırmızıya, kırmızının
siyaha, takvadan öte, hiçbir üstünlüğü yoktur.
Şüphesiz Allah Teala katında en üstününüz, Allah
Teala'dan en çok korkanınızdır."
Müsned-i Ahmed b. Hanbel,
5/411
Peygamber Efendimiz
(sav)'in Sabırla İlgili Sözleri
"...Yanımda
bulunan hayırdan (yani maldan) hiçbir şeyi sizlerden
alıkoymuyorum. Şu muhakkak ki, kim (istemeyip)
iffetli kalmak isterse, Allah onu iffetli kılar.
Kim de sabretmeye çalışırsa, Allah ona da sabır
ihsan eder. Kim insanlardan müstağni olmak isterse,
Allah onu müstağni kılar. Sizlere sabırdan daha
hayırlı ve sabırdan daha geniş hiçbir atıyye asla
verilmemiştir!" buyurdu.
(Sahih-i Buhari, Cilt
14, syf.6401)
... Sen, yakini
bir imanla, tam bir rıza ile Allah için çalışmaya
muktedir olabilirsen çalış; şayet buna muktedir
olamazsan, hoşuna gitmeyen şeyde sabırda çok hayır
var. Şunu da bil ki nusret sabırla birlikte gelir,
kurtuluş da sıkıntıyla gelir, zorlukta da kolaylık
vardır, bir zorluk iki kolaylığa asla galebe çalamayacaktır.
Kütüb-i Sitte, Muhtasarı
Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16.
cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 315
Sabır imanın yarısı, yakin de imanın tamıdır.
(Hz.İbni Mes'ud r.a) Ramuz El-hadis s.217
Haya zinettir.
Takva'da keremdir. En hayırlı binek de sabırdır.
İbtila halinde insanın musibetinin berteraf olmasını
Allah'tan beklemek ibadettir.
(Hz.Cabir r.a). Ramuz El-Hadis
s.204
Mümin kişinin
durumu ne kadar şaşırtıcıdır. Zira her işi onun
için bir hayırdır. Bu durum, sadece mümine hastır,
başkasına değil: Ona memnun olacağı bir şey gelse
şükreder, bu ise hayırdır; bir zarar gelse sabreder,
bu da hayırdır.
Kütüb-i Sitte, Muhtasarı
Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 2.
cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, 1992, s. 208
Peygamber Efendimiz
(sav)'in Kuran ve Sünnet ile İlgili Sözleri
Muhakkak ki,
en güzel söz Allah'ın kitabıdır. En güzel yol
da Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm)'in yoludur.
İşlerin en kötüsü de dine aykırı olarak sonradan
çıkarılandır.
(3. Buhârî, I'tisam
2, Edeb70)
Her çalışanda
bir şevk mevcuttur, her şevkin de bir sonu vardır.
Kimin şevkinin sonu sünnetimde kalırsa doğru yoldadır.
Kim de hata eder (sünnetimin haricinde kalır)
ise o da sapıtmıştır."
(Kütüb-i Sitte, Hadis
No: 83)
Ebü Rukayye
Temîm İbni Evs ed-Darî radıyallahu anh'den rivayet
edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem:
"Din nasihattir" buyurdu. Biz kendisine: Kimin
için nasihattir? dedik. Peygamber Efendimiz: "Allah,
Kitabı, Resulü, mü'minlerin yöneticileri ve tüm
müslümanlar için nasihattir" buyurdu.
Sizin en hayırlınız
Kur'an'ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.
(Buharî, Fezailü'l-Kur'an
21)
Kim bana itaat
ederse, muhakkak ki Allah'a itaat etmiştir. Kim
de bana isyan ederse muhakkak ki Allah'a isyan
etmiştir.
(Kütüb-i Sitte, Muhtasarı
Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16.
cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 482)
Kuran, Allah
Azze ve Celle'nin kelamıdır. Öyle ise Kuran sahibi,
Rabbinin, yasak ettiklerini yapmamak sureti ile
ona tazim (hürmet) etsin.
(G.Ahmed Ziyaüddin,
Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul,
1997, 227/10)
Kim ki Kuran'ı
öne alırsa, Kuran onu cennete götürür. Kim de
arkasına bırakırsa onu da cehenneme sürer.
(G.Ahmed Ziyaüddin,
Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul,
1997, 227/9)
Ey kavmim,
ağır olunuz. Sizden evvelki ümmetler, bu yaptığınız
şeyle helak oldu. Peygamberlerine karşı ihtilafları
sebebi ile ve kitaplarının bazısını bazısına karıştırmaları
sebebi ile.
(G.Ahmed Ziyaüddin,
Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul,
1997, 450/10)
Hz. Peygamber
(sav), "size emrettiklerimi yerine getirin, yasaklarımı
da gücünüz yettiğince terk edin" buyurmuştur.
(Müslim, sf. 412; İbn
Mace, Mukaddime, 1)
Efendimiz
(sav) sünnetine uyulmasını emrettiği gibi, kendi
ashabına da uyulmasını emir buyurmuştur: "İçinizde
benden sonra yaşayanlar birçok ayrılıklara şahit
olacaktır. Size sünnetimi, hidayete erdirilmiş,
doğru yolu bulmuş halifelerinin sünnetini (yolunu)
tavsiye ederim. Ona sımsıkı sarılın, adeta dişlerinizle
tutun, sonradan çıkacak şeylerden sakının. Çünkü
her uydurma bidat, her bidat sapıklıktır."
(Ebu Davud, Sünne,
5)
"Ümmetimin
fesad zamanında, unutulmuş sünnetlerimden birini
ihya edene yüz şehid sevabı verilir"
(İbn-i Mace)
Size iki şey
bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetçe asla sapıtmayacaksınız:
Allah'ın Kitabı ve Resulü'nün sünneti.
Kütüb-i Sitte, Muhtasarı
Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 2.
cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 328
"Kim
ki Kuran'ı öne alırsa, Kuran onu cennete götürür.
Kim de arkasına bırakırsa onu da cehenneme sürer."
G.Ahmed Ziyaüddin,
Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul,
1997, 227/9
Peygamber Efendimiz
(sav)'in Duayla İlgili Sözleri
Peygamber
Efendimiz Allah'a kendisine güzel bir ahlak ve
iyi bir huy vermesi için dua ettiği şöyle belirtilir:
"Allah'ım! Yaratılışımı ve ahlakımı güzelleştir.
İlahi! Beni ahlakın kötülerinden uzaklaştır."
(Tırmizi, İmam Ahmed
ve Hakim'den; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u
Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle,
Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 789)
... Bir şey
isteyince Allah'tan iste. Yardım talep edeceksen
Allah'tan yardım dile. Zira kullar, Allah'ın yazmadığı
bir hususta sana faydalı olmak için biraraya gelseler,
bu faydayı yapmaya muktedir olamazlar. Allah'ın
yazmadığı bir zararı sana vermek için biraraya
gelseler, buna da muktedir olamazlar.
Kütüb-i Sitte, Muhtasarı
Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16.
cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, 1992, s. 314
İcabetten
emin olarak Allah'a dua edin.
Kütüb-i Sitte, Muhtasarı
Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16.
cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 327
Dua ibadetten
ibarettir. Allah buyurur ki: "Bana dua edin, Ben
size icabet edeyim"
(Hz.Numan İbni Beşir
r.a.) Ramuz El-Hadis s.207
Dua, mü'minin
silahıdır ve dinin direğidir. Göklerin ve yerin
nurudur.
(Hz.Ali r.a.) Ramuz El-Hadis
s.207
Ebu Musa el-Eş'ari'den
şöyle tahdis etti: Peygamber (S) şu dua ile dua
ederdi:……… "Ey Rabbim! Benim günahımı, bilgisizliğimi,
her işimde israfımı ve benden daha iyi bilmekte
olduğun kusurlarımı mağfiret eyle! Ya Allah! Benim
hatalarımı, kasdımla ve bilgisizliğimle işlediklerimi,
şakalarımı mağfiret eyle! Bunların hepsi bende
vardır. Ya Allah! Evvelden yaptığım, sonradan
yapacağım; gizlediğim, açığa çıkardığım bütün
günahlarımı Sen mağfiret eyle! Öne geçiren ancak
Sensin, sonraya bırakan da ancak Sensin. Sen her
şeye gücü yetensin!)".
(Sahih-i Buhari ve Tercemesi,
Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken Yayınları, İstanbul
1987, Cilt 14 syf.6336)
" Ey kalpleri
tesbit eden Rabbimiz ! Kalplerimizi dinin üzerine
tesbit et."
Aziz ve celîl
olan Allah "İnsanın oruç dışında her ameli kendisi
içindir. Oruç benim içindir, mükafatını da ben
vereceğim". Oruç kalkandır. Biriniz oruç tuttuğu
gün kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet
biri kendisine söver ya da çatarsa: 'Ben oruçluyum'
desin. Oruçlunun rahatlayacağı iki sevinç anı
vardır: Birisi, iftar ettiği zaman, diğeri de
orucunun sevabıyla Rabbine kavuştuğu andır."
(Buharî, Savm 9; Müslim,
Sıyam 163)
Peygamber Efendimiz
(sav)'in Temizlik ile İlgili Sözleri
Müslümanlık
temizdir, kirsizdir. Siz de temiz olun, temizlenin,
Zira cennete temizler girer.
(G.Ahmed Ziyaüddin,
Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul,
1997, 96/2)
Câbir anlatır:
"Peygamber salla'llahü 'aleyhi ve sellem buyurdu
ki: "Hilâl eylemek dişleri arıtır, pâk eyler,
diplerini sağlamlaştırır ve ağız kokusunu güzel
eyler."
(Önder ÇAĞIRAN, Tıbbi
Nebevi,1. Baskı, Boğaziçi Yayınları, İstanbul
1996)
Şüphe yok
ki Yüce Allah temizdir, temizliği sever. İkramı
boldur, ikramı sever. Cömerttir, cömertliği sever.
Artık evlerinizin çevresini temiz tutun.
(Et-Tıbbün Nebavi s.216)
Benim ümmetim
kıyamet gününde yüzleri parlak, elleri ve ayakları
nurlu olarak haşrolunacaktır. Herkes gücünün yettiği
kadar bu parlaklığı arttırsın.
Peygamber Efendimiz
(sav)'in Aileyle İlgili Sözleri
"... (Abdullah)
bin Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre:
Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Sizin en hayırlı olanınız, ailesine en iyi
olanınızdır. Ben de aileme iyi olanınızım."
(Mace, Cilt5, Syf.461)
"Allah'tan
korkun. Çocuklarınızın size itaatli olmalarını
istediğiniz gibi siz de onların aralarında adaletle
davranınız."
G.Ahmed Ziyaüddin,
Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul,
1997, 13/10
"Bir
baba çocuğuna güzel ahlaktan daha üstün bir miras
bırakamaz."
Kütüb-i Sitte, Muhtasarı
Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 2.
cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.512
"Çocuklarınıza
ikram edin ve terbiyelerini güzel yapın..."
Kütüb-i Sitte, Muhtasarı
Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 2.
cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.515
"En olgun
imana sahip mümin huyu en güzel ve ailesine karşı
en nazik, lütufkar olanıdır."
Nesai, Tirmizi ve Hakim'in
de yaklaşık anlamda rivayetleri vardır.; Huccetü'l
İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt,
Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul
1998, s.105
"En hayırlınız,
hanımlarına en hayırlı olanınızdır. Ben hanımlarına
karşı sizlerin en iyisiyim."
Tirmizi; Huccetü'l
İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt,
Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul
1998, s.10
Peygamber Efendimiz
(sav)'in Dünya Hırsından Kaçınmak ile İlgili Sözleri
Malı toplayıp
da harcama hususunda cimri davranma ki Allah rızkını
senden keser, saklayıp elinde infak etmeksizin
tutma ki Allah da senden meneder.
(İbn-i Kesir, Peygamberimizin
Şemaili Mu'cizeleri, Temel Neşriyat, sf. 87)
Zenginlik,
mal ve metaın çokluğundan değildir; fakat zenginlik
gönül zenginliğidir.
(Sünen-i Tirmizi Tercemesi
Cilt: 4, Sf: 195)
... Ata Ebi
Rebah şöyle demiştir: Ben ibn Abbas'dan işittim,
şöyle diyordu: Ben Peygamber(S)'den işittim, şöyle
buyuruyordu: "Adem oğlunun iki vadi dolusu malı
olsa, muhakkak bir üçüncüsünü ister. Adem oğlunun
iç boşluğunu (hırslı gönlünü) topraktan başka
bir şey dolduramaz. Allah (ihtirastan) tevbe eden
kişinin tevbesini kabul eder".
(Sahih-i Buhari, Cilt
14, syf.6373)
... Ben Abdullah
ibnu'z Zubeyr'den Mekke'de minber üzerinde hutbe
yaparken işittim; o şöyle diyordu: - Ey insanlar!
Peygamber (S) şöyle buyurdu: "Eğer Adem oğluna
altın ile dolu bir vadi verilseydi, o kendisine
ikinci bir vadi verilmesini arzu ederdi. Şayet
kendisine ikinci bir vadi verilse, üçüncüsünü
isterdi. Adem oğlunun iç boşluğunu ancak toprak
kapatır. Allah da (hırstan) tevbe eden kimsenin
tevbesini kabul eder".
(Sahih-i Buhari, Cilt
14, syf.6374)
"... (Abdullah)
bin Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre:
Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Sizin en hayırlı olanınız, ailesine en iyi
olanınızdır. Ben de aileme iyi olanınızım."
(Mace, Cilt5, Syf.461)
…. Hakim ibn
Hızam şöyle demiştir: Ben Peygamber(S)'den istedim;
O da bana verdi. Sonra yine istedim, O da bana
verdi sonra yine istedim, yine verdi. Bundan sonra:
"Bu mal…." Buyurdu.
……….Peygamber (S) bana: "Ya Hakim! Şüphesiz bu
mal yeşildir, tatlıdır. Her kim bu malı nefis
güzelliği ile hırssız olarak alırsa, o mal kendisi
için bereketli, meymenetli kılınır. Kim de bunu
nefis düşkünlüğü ile, hırsla alırsa, mal alan
için bereketli kılınmaz. O ihtiraslı kişi yiyip
de hiç doymayan (köpek açlığı hastalığına tutulmuş)
kimse gibi olur. Yüksek el, alçak elden hayırlıdır!"
buyurdu.
(Sahih-i Buhari, Cilt
14, syf.6376)
Peygamber Efendimiz
(sav)'in Güzel Söz Söylemekle ile İlgili Sözleri
Ebu Hureyre,
Peygamber (S)'den, "Güzel ve hoş söz sadakadır"
buyurduğunu nakletmiştir.
(Sahih-i Buhari, Cilt
13, syf.6013)
... Adiyy
ibn Hatim şöyle demiştir: Peygamber (S) ateşi
zikretti de ondan Allah'a sığındı ve yüzünü ondan
çevirdi. Sonra yine ateşi yani cehennemi zikretti,
ondan sığındı ve yüzünü döndürüp çevirdi……..
- "Sizler tek hurmanın yarısı ile, bunu da bulamayan
güzel bir sözle de olsa ateşten korununuz" buyurdu.
(Sahih-i Buhari, Cilt
13 syf.6013)
…Ebu Hureyre,
Rasulullah (S) şöyle buyururken işitmiştir: "Kul
bazen içinde ne olduğu belli olmayan (yani kötülüğünü
ve ne sabit olacağını düşünmeden) bir söz söyler
de, o söz sebebiyle ateşin içinde, güneşin doğduğu
yer ile battığı yer arasında daha uzak bir derinliğe
kayıp gider!".
(Sahih-i Buhari, Cilt
14, syf.6405)
"... Ebu
Hüreyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah
(s.a.v.) şöyle buyurdu, demiştir:
'Birinizin oruç günü olduğu zaman sakın çirkin
söz söylemesin. Ve cehaletin gereklerinden bir
şey işlemesin. Eğer bir kimse ona karşı cahilce
davransa; Ben oruçlu bir adamım, desin.'"
(Mace Cilt4, Syf.592)
"... İbn-i
Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah
(s.a.v.) şöyle buyurdu demiştir:
Bir (mü'min) kulun sırf Allah rızasını talep etmek
için yuttuğu bir öfke yudumundan Allah katında
sevap bakımından daha büyük bir yudum yoktur."
(Mace, Cilt10, Syf.462)
Peygamber Efendimiz
(sav)'in Eşitlik ile İlgili Sözleri
Peygamberimiz
(sav) insanları ırka ve renge göre değerlendirme
anlayışının basitliği üzerinde durmuş ve Veda
Hutbesinde Arap kavmine hitaben şöyle söylemiştir:
Soylarla övünülmez. Araplar, Arap olduklarından
Acemlerden; Acemler de, Acem olduklarından Araplardan
üstün sayılamazlar. Çünkü Allah Katında en yüce
olanınız, ona karşı gelmekten en fazla kaçınanınız
(en takvalınız)dır. Ey insanlar dikkat ediniz!
Rabbiniz tektir. Arabın, Arab olmayana, Arab olmayanın
Arab'a, siyahın kırmızıya, kırmızının siyaha,
takvadan öte, hiçbir üstünlüğü yoktur. Şüphesiz
Allah Teala Katında en üstününüz, Allah Teala'dan
en çok korkanınızdır.
(Müsned-i Ahmed b.
Hanbel, 5/411)
Sizin şu soyunuz-sopunuz
kimseye üstünlük ve kibir taslamaya vesile olacak
şey değildir. (Ey insanlar)! Hepiniz Adem'in çocuklarısınız.
Hepiniz bir ölçek içindeki birbirine eşit buğday
taneleri gibisiniz… Halbuki, hiç kimsenin kimseye
din ve takva müstesna üstünlüğü yoktur. Kişiye
kötü olması için; başkalarını yermesi, küçük görmesi,
cimri, kötü huylu, had ve hududu aşmış olması
yeter.
(Müsned-i Ahmed b.
Hanbel, 4/158, İbnu Kesir, 4/218)