|
KURAN AHLAKINDA KONUŞMA
ADABI - 1
HARUN YAHYA
İki bölümlük yazı dizimiz boyunca konuşmada hikmet
kavramını ele alacak, hikmetli ve hikmetsiz konuşmalara
günlük hayattan ve Kuran-ı Kerim'den örnekler sunacağız.
Bir insan Allah'ın her an kendisini gördüğünü; yaptıklarından,
tüm düşüncelerinden, konuşmalarından haberdar olduğunu
ve bunların kendi adına Allah Katında kaydedildiğini
kavrıyorsa, sahip olduğu Allah korkusu onu Kuran ahlakını
en mükemmel şekliyle yaşamaya yöneltir. Bu anlayışı
ona, hem davranışlarından hem de konuşmalarından rahatça
fark edilebilecek özel bir kalite getirir. Bu anlayıştaki
bir insanın basit bir konuşma üslubu sergilemesi söz
konusu olmaz. Aksine böyle bir insan seçtiği her konunun,
yaptığı her konuşmanın, sesindeki tonun Müslümana yakışır
bir güzellikte olmasına sürekli olarak itina gösterir.
Böylelikle basitlikten ve yüzeysellikten uzak, hikmetle,
samimi ve doğal bir üsluba sahip olur.
Ancak kimi insanlar, kendilerine böyle yüksek bir ahlak
seviyesini ve tavır mükemmelliğini hedeflemezler. Sadece
bazı sorumluluklarını yerine getirmelerini ve bazı güzel
ahlak özelliklerini yaşamalarını yeterli görürler. Allah'a
karşı olabilecek en fazla yakınlığı elde etme konusunda
da tutkulu bir istek içinde de değildirler. Bunun sonucunda
da ruhlarını Kuran ahlakına uygun bir şekilde derinleştiremezler.
Bu durum ise insanın, Allah'ın büyüklüğünü, çevresinde
meydana gelen olaylardaki hikmetleri ve yaşamın gerçek
manasını anlamada zayıf ve yüzeysel bir kavrayışa sahip
olmasına neden olur. Bu nedenle söz konusu kimseler
tüm söz, tavır ve davranışlarında kendini belli eden
bir yüzeysellik içerisinde yaşarlar.
İman derinliğinin ruhta gereği gibi yaşanmamasından
kaynaklanan yüzeysellik, kişilerin davranış şekillerinden
konuşma üsluplarına, oturmalarına kalkmalarına, giyim
tarzlarına ve temizliklerine; estetik ve sanat anlayışlarından
sofra adabına, yemek yeme şekillerine, yürüyüşlerine,
espri anlayışlarına, gülmelerine kadar akla gelen her
konuda belirgin bir kalitesizlik ile kendini belli eder.
Bunlar arasında en çok dikkat çekenlerden biri ise hiç
kuşkusuz ki günlük hayatta büyük yer tutan konuşmalardaki
bozukluklarıdır. Bu konuşma bozukluklarının en yaygın
türü ise hikmetsiz ve boş konuşmalardır. Biz de iki
bölümlük yazı dizimiz boyunca konuşmada hikmet kavramını
ele alacak, hikmetli ve hikmetsiz konuşmalara günlük
hayattan ve Kuran'dan örnekler sunacağız. "Kime
dilerse hikmeti ona verir; şüphesiz kendisine hikmet
verilene büyük bir hayır da verilmiştir..."
(Bakara Suresi, 269)
| Rabbim, bana hikmet (ve hüküm) bağışla ve beni
salih olanlara kat; Sonra gelecekler arasında bana
bir doğruluk dili (lisan-ı sıdk) ver. (Şuara Suresi,
83-84) |
"Hikmet" Nedir?
Hikmet, kelime anlamı olarak "sözde ve davranışta
tam ve doğru isabet, lafzı az manası engin söz, Kuran'da
Allah'ın peygamberlerine ve seçkin halis kullarına nasip
ettiği derin anlayış kabiliyeti" gibi çok çeşitli
anlamlarda kullanılabilen geniş kapsamlı bir kavramdır.
İslam alimleri, hikmet için çeşitli tarifler yapmışlardır.
Fakat çoğunluğun üzerinde ittifak ettiği tarif şudur:
"Hikmet; faydalı ilim ve
salih ameldir." (Elmalılı M. Hamdi Yazır,
Hak dini Kur'an Dili, I, 915). Bu durumda hikmetli konuşmak
dendiğinde anlaşılması gereken faydalı, özlü, doğru,
yerinde ve gerektiği kadar konuşmak olmalıdır.
Konuşmada Hikmet Nasıl Oluşur?
Hikmetli konuşmanın herhangi bir kuralı yoktur. Yerine,
zamanına, hitap edilen kişilere ve içinde bulunulan
şartlara göre değişir. Dahası hikmetli konuşabilmenin
kişinin zeka seviyesiyle, kültür düzeyiyle, tahsil durumuyla
ya da teknik bilgisiyle de herhangi bir bağlantısı yoktur.
Bu gerçekten habersiz olan kimi insanlar, bu özelliğin
teknik dikkat ile elde edilebileceğini sanırlar; bunun
için konuşmalarının edebiyat kurallarına veya güzel
söz sanatlarıyla ilgili bazı kitapların öğütlerine olabildiğince
uygun olmasına büyük özen gösterirler.
Uzun ve sıra dışı cümleler kurduklarında ya da entelektüel
değeri olduğuna inandıkları güncel ya da yabancı terimler
kullandıklarında konuşmalarının son derece etkili ve
süslü olacağına inanırlar. Oysa bunların hiçbiri insana
hikmetli konuşabilme yeteneği kazandırmaz. Çünkü hikmet
ancak imanla, Allah korkusundan kaynaklanan samimiyetle
ve Yüce Allah'a duyulan teslimiyetle kazanılabilen bir
özelliktir.
Yaşadığı her olayda Allah'ın yarattığı hikmetlerin,
mutlak müdahalesinin, üstün ahlakının, sonsuz aklının,
benzersiz sanatının ve tecellilerinin bilincinde olan
bir kimsenin, bu anlayışının doğal bir sonucu olarak
konuşmaları da hikmetli olacaktır. Daima bu şuuru yansıtan
bir üslup sergileyecek, ağzından çıkan her söz özenle
seçilmiş ve düşünülmüş olacaktır. Sohbeti dinleyenlerin
ilgisini çekecek ve hoşuna gidecek, nezaketi, samimiyeti
ve doğallığı herkes tarafından hissedilecektir. Cümleleri
kısa ve özlü, açık ve anlaşılır, verdiği örnekler ise
çarpıcı bir etki taşıyan ve genellikle dinleyenlerin
hafızasında yer eden örnekler olacaktır.
Ayrıca hikmetli konuşmak deyince yalnızca belirli konular
akla gelmemelidir. Kuran ahlakı ile ahlaklanmış bir
kimse için hangi konu olursa olsun hikmetli konuşmak
mümkündür. Örneğin bu kişi, politikadan, sanattan veya
ticaretle ilgili bir konudan bahsediyor ya da zihnini
tamamen meşgul edecek bir matematik hesabı yapıyor olabilir.
Ama kalbine yerleşmiş olan Allah korkusu, konuştuğu
süre boyunca Allah'tan sakınmasını, O'na karşı içli
bir saygı, sevgi ve korku duyarak hareket etmesini sağlar.
Ve bu şuur, kişinin ağzından Kuran ahlakına muhalif
olabilecek bir söz çıkmasını engeller. Zaten önemli
olan da, kişinin, o konuşmaları yaptığı sırada samimi
imanı ve Allah korkusunu kalbinde yaşıyor olmasıdır.
Bu kişi politikadan ya da ticaretle ilgili bir konudan
bahsettiği zamanlarda da imanın temelini oluşturan tüm
gerçeklerin açık bir şuurla farkındadır. Allah'tan başka
bir kuvvet olmadığının, Allah'ın herşeyi işitip gördüğünün,
hiçbir şeyin O'ndan gizli kalmayacağının bilincindedir.
Bu da onun her sözünü Allah'tan sakınarak, Müslümana
yakışan bir konuşma üslubuyla söylemesini sağlar.
| Düşünmeden, gelişigüzel bir şekilde hikmetsiz
konuşmak beraberinde kalitesiz pek çok özelliği
getirebilir ve kişiyi "en güzel sözü"
söyleme ahlakından uzaklaştırabilir. Bu nedenle
müminler, bir söz söylemeden önce mutlaka vicdanlarına
danışmalıdırlar. |
Hikmetli Konuşmayı İstemek Neden
Önemlidir?
"Kime dilerse hikmeti ona
verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir
hayır da verilmiştir..." (Bakara Suresi,
269) ayetiyle de haber verildiği üzere, hikmet sahibi
olmak yalnızca peygamberlere ait bir özellik değildir.
Tüm iman edenler, -erkek olsun kadın olsun- böyle büyük
bir hayrın ve nimetin kendilerine verilmesini Rabbimiz'den
dileyebilirler. Unutmamak gerekir ki, Kuran ahlakını
tüm dünyaya tebliğ etme sorumluluğu tüm Müslümanların
üzerindedir. Bu şerefli görevde hikmetli konuşma özelliğinin
insanlar üzerinde güzel bir etki oluşturacağı düşünülürse
böyle bir istekte bulunmanın önemi daha da iyi anlaşılacaktır.
Gerçekten de hikmet sahibi bir mümin, Yüce Allah'ın
en razı olacağı konuşmaları yapabilmekte, insanlara
Kuran ahlakını en anlaşılır ve en etkili bir biçimde
anlatarak çeşitli hayırlara vesile olabilmektedir.
Hikmetli Konuşma Örnekleri
Kuran'da hayatları hakkında detaylı bilgi verilen Hz.
Muhammed (sav), Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. Yusuf gibi
birçok peygamberimiz hikmetli konuşmanın en güzel örneklerini
sergilemişlerdir. Tebliğ yaptıkları insanlara karşı
verdikleri örnekler, sordukları düşündürücü sorular,
yaptıkları kısa ama akılda kalıcı anlatımlar, inkar
eden kimselerle olan diyalogları tüm Müslümanlar için
birer hikmet örneği niteliğindedir. Nitekim Peygamber
Efendimiz Hz. Muhammed (sav)'in sünnetleri hikmet olarak
da isimlendirilmektedir. Elbette bunun sebebi Peygamberimiz
(sav)'in hikmet sahibi olması, bir başka deyişle her
sözünde ve fiilinde bir incelik, anlam ve amaç olmasıdır.
1400 yıldır tüm İslam aleminin diline yerleşmiş olan
özlü hadis-i şerifleri bu durumu açıkça ortaya koymaktadır.
Hikmetli konuşma örneklerini daha detaylı olarak yazımızın
önümüzdeki ayki ikinci bölümünde inceleyeceğiz.
"Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır
ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et. Şüphesiz
senin Rabbin yolundan sapanı bilendir ve hidayete ereni
de bilendir." (Nahl Suresi, 125)
Hikmetsiz Konuşma Ne Demektir?
Bir amaç taşımayan veya amacına ulaşmayan, dinleyenlere
bir şey kazandırmayan, gereğinden fazla uzun tutulan,
iddialaşma, büyüklenme, müstağniyet gibi olumsuz özellikler
taşıyan her türlü konuşma beraberinde hikmetsizliği
getirir. Hikmetsiz konuşan bir kimse -farkında olmadan
da olsa- kendisini dinleyenlere sıkıntı verir.
Kuran ahlakını kendisine rehber edinmeyen bir
kişinin yaptığı konuşma, süslü ve edebi de olsa
hikmet içermediği için karşı tarafın kalbine etki
etmez. Kutu yazısı: Hikmetsiz konuşmalar tebliğ
yapılan bir insanın olumsuz şekilde etkilenmesine
ve İslam ahlakına karşı da bir uzaklık duymasına
neden olabilir. Bu nedenle hikmetli konuşmak iman
sahipleri için büyük bir sorumluluktur.
|
Hikmetsiz Konuşma Örnekleri
*Kuran ahlakından uzak olan insanların asıl amaçları
kendilerini insanlara beğendirmek olduğu için, bu durumda
samimiyet tamamen ortadan kalkar. Samimiyet olmayınca
doğal olarak hikmetli konuşma da olmaz.
Konuşmacı kimi zaman bir konuda ne kadar derin bilgiye
sahip olduğunu ortaya koyabilmek adına dinleyenlerin
hiçbir şekilde işine yaramayacak pek çok gereksiz konuşma
yapar. Kimi zaman da son derece açık bir mantıkla ve
kısa birkaç cümleyle anlatabileceği bir konuyu iki-üç
saatlik bir konuşmanın içinde boğar.
* Bir başka hikmetsiz konuşma örneği, kişilerin, büyüklenme
hissiyle ve karşı taraftan akılca ve bilgice daha üstün
olduklarını ispatlama amacıyla kullandıkları üsluplardır.
Bu amaçla yapılan konuşmalar kişiyi yüceltmek yerine,
alabildiğine kalitesiz ve basit bir konuma sokar. Kuran
ahlakına asıl uygun olan ise olabildiğince alçakgönüllü
bir üslup kullanılmasıdır. Kuran'da müminlerin bu ahlakı
"O Rahman (olan Allah)ın
kulları, yeryüzü üzerinde alçakgönüllü olarak yürürler
ve cahiller kendileriyle muhatap oldukları zaman 'Selam'
derler." (Furkan Suresi, 63) ayetiyle bildirilmiştir.
İman sahibi bir kimse, karşısındaki insanlar kendisinin
sahip olduğu özelliklerden yoksun olsa da, onlara karşı
hiçbir zaman kibirli ve böbürlenen bir üslup kullanmaz.
Çünkü Allah, "İnsanlara yanağını
çevirip (büyüklenme) ve böbürlenmiş olarak yeryüzünde
yürüme. Çünkü Allah, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez."
(Lokman Suresi, 18) ayetiyle böbürlenen kimseleri sevmediğini
bildirmiştir.
*Hikmetsiz bir başka konuşma şekli ise kişinin bir
konudan bahsederken kendisini müstağni görerek konunun
dışında tutan bir üslup kullanmasıdır. Kuran'ın "Hayır;
gerçekten insan, azar. Kendini müstağni gördüğünden."
(Alak Suresi, 6-7) ayetleriyle, insanın kendini beğenip
kibirlenmesi durumunda, hatalı tavırlarda bulunabileceği
hatırlatılmıştır.
* İnsanların konuşmalarında dikkat çeken hikmetsizlik
özelliklerden bir başkası ise, her zaman son sözü söylemeye
ve haklı çıkmaya çalışmalarıdır. Bu gibi insanlar karşı
tarafın ne dediğini anlayıp bunlardan istifade etmektense,
kendi fikirlerini dile getirmeye ve kabul ettirmeye
bakarlar. Oysa bilgi düzeyi ne olursa olsun, her zaman
insanın karşı taraftan öğreneceği birşeyler olabilir.
Karşı taraf daha az bilgili olsa bile, her zaman için
konuya farklı bir açıdan bakabilmesi, objektif değerlendirmeler
yapabilmesi, faydalı fikirler verebilmesi mümkündür.
Allah Kuran'da "Her bilgi
sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır"
(Yusuf Suresi, 76) şeklinde bildirmektedir.
Mümin, çok iyi bildiği bir konuda bile eksik veya hatalı
düşünebileceğini, dinlediklerinde istifade edebileceği
hikmetler olabileceğini bilmenin tevazusuyla hareket
etmeli, karşı tarafın önerilerine açık olmalıdır. Aklına,
vicdanına güvendiği insanlarla fikir alışverişinde bulunmalı
ve "... işleri kendi aralarında
şura ile olanlar..." (Şura Suresi, 38) ayetiyle
bildirildiği gibi müminlerle istişare ederek hareket
etmelidir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) de, "Kim
bir işe girişmek ister de, o hususta Müslüman biri ile
müşavere ederse Allah onu işlerin en doğrusunda muvaffak
kılar." (Kütüb-i Sitte, 16. Cilt) sözleriyle
iman edenlere bu konunun önemini hatırlatmıştır.
* Müminlerin konuşmalarında iddialaşma üslubunun da
yeri yoktur. Böyle bir üslup, kişinin son derece basit
ve kalitesiz bir görünüm almasına neden olur. †stelik
iddialaşma üslubuyla yapılan konuşmaların kişiye kazandıracağı
birşey de yoktur. Çünkü müminler için önemli olan, kendi
fikirlerini karşı tarafa kabul ettirebilmeleri değil,
en doğru olanı bulabilmeleridir. Bu konudaki ortak ölçüleri
de Kuran'dır. Konuşmalarında kendilerine Kuran'ı rehber
edinmeleri ve Kuran ahlakına uygun her çözüme tabi olmaları
böyle bir üslubu ve bunun neden olduğu kalitesizliği
tümüyle ortadan kaldırır.
* Kuran ahlakında yeri olmayan bir başka konu ise boş
ve faydasız konuşmalardır. Boş ve yararsız sözün ne
olduğu konusunda ise müminler ölçülerini Kuran'a göre
belirlerler. Dünyada geçirdikleri zamanın ahiret yaşamları
açısından çok kıymetli olduğunu bilerek, yaşadıkları
süre boyunca vicdanlarına başvurarak boş söze dalmamaya
büyük özen gösterirler. Nitekim bir mümin, Kuran ahlakıyla
ahlaklandığı için her türlü boş sözden doğal olarak
hoşlanmaz.
* Konuşmalarda dikkat çeken diğer olumsuz özellikler
arasında muhatabın sözünü kesmek ve itidalsiz bir ses
tonu kullanmak da sayılabilir. Kuran ahlakını yaşamayan
insanlar arasında konuşana kulak vermemek, birbirinin
sözünü dinlememek, aynı anda tartışarak ve üste çıkarak
konuşmak, gevezelik olarak tabir edilen gereksiz konuşmalar
yapmak alışılmış tavırlardır. Özellikle televizyonlardaki
birçok tartışma programında bunun örneklerine sıkça
rastlanır. Her biri kendi dalında uzmanlaşmış kimseler
bile kimi zaman nezaketten ve saygıdan tamamen uzak
bir üslup sergileyebilmektedirler. Bu gibi kişiler birbirlerinin
anlattıklarından istifade etmek yerine kibirli bir üslupla
kendi sözlerini dinletip kabul ettirmeye çalışırlar.
Müslümanların ise kendilerini ön plana çıkarmak, öne
geçip üste çıkmak, son sözü söylemek gibi nefsani amaçları
yoktur. Bu nedenle üslupları itidalli ve sakindir. Kuran
ahlakından kaynaklanan nezaket anlayışları gereği önceliği
her zaman birbirlerine tanır, birbirlerinin anlattıklarından
en iyi şekilde istifade etmeye çalışır ve cahilce tavırlar
göstermekten kaçınırlar.
* Kuran ahlakını gereği gibi yaşamayan kimselerde bu
konuda ortaya çıkan belirgin bir diğer vasıf ise ses
tonlarıdır. Kendilerini haklı göstermek, karşı tarafı
yıldırmak, ikna etmek veya susturup üste çıkmak için
bağırarak konuşmaktan çekinmezler. Oysa Müslümanların
ses tonu itidallidir. Allah Kuran'da bu konuyu müminlere,
Hz. Lokman'ın oğluna verdiği bir öğüdü aktararak hatırlatmıştır:
"Yürüyüşünde orta bir yol
tut, sesinden de (yüksek perdeleri) eksilt. Çünkü, seslerin
en çirkin olanı gerçekten eşeklerin sesidir."
(Lokman Suresi, 19)
|